Tork konvektörü, debriyaj, servo, hidrolik sistemi, solenoid, sübap ve vites kademeleri gibi unsurları içinde barındıran alüminyum muhafazaya sahip şanzıman türüdür. Otomatik şanzımanın en büyük özelliklerinden biri üretici firmaların en uygun hızlanma ve tork devirlerini hesaba katarak ayarladıkları vites değişim süreleri ile kullanıcı hatasından oluşabilecek sorunların en aza indirgenmesi ve aracın yakıt ekonomisine katkıda bulunması sağlanır. Her ne kadar otomatik vitesler manual viteslere göre araçların performansını olumsuz yönde etkiliyor olarak bilinsede geliştirilen yeni teknolojilere sahip araçların sahip olduğu otomatik vites seçenekler her geçen gün performans açısındanda daha iyiyi sürücüsüne sunmaya başlamıştır.
Manuel şanzımanlar motordaki gücü tekerleklere taşırken debriyaja ihtiyaç duyarken otomatik şanzıman bu işi tork dönüşümü yapan yağ içerikli bir sistem aracılığıyla halledilir. Yarı otomatik şanzımanlı araçlarda ise vites değişimi debriyaj olmadan manuel olarak yapılabilmektedir, bu araçlarda ise kavrama elektronik veya vakum sistemi ile kontrol edilmektedir. Otomobilinizin her parçası gibi Otomatik şanzımanda bakıma gereksinim duyar. Aracın ve şanzımanın tipine göre yapılması gereken bakım süreleri aracın el kitabında bulunabilir. Genel olarak uygulanan bakım her 40.000 kilometrede yada 2 yılda bir şanzıman yağının ve filtresinin değiştirilmesidir. Özellikle römork bağlı, hızlı duruş kalkış yapan, dağ bayır inip çıkan sürücüler şanzıman yağının kontrolünü aksatmamalıdırlar. Şanzıman yağı değişimi aslında kendinizin bile yapabileceği, çok fazla teknik bilgi ve ustalık gerektirmeyen bir işlemdir, eğer aracınızla ilgilenmeyi seviyorsanız yağ değişimi sırasında eğlenebileceğinizi bile söylemek mümkün. Bunun için yapmanız gereken aracınızın bakımını yapan servisde ki ustadan bu işin nasıl yapıldığını uygulamalı olarak görmeniz.
10 Ocak 2008 Perşembe
otomobil temizliği nasıl yapılır
Araç temizliği denilince aklımıza ilk gelen olay aracın yıkanmasıdır.Tepeden tırnağa yıkanan bir araç temizliğin en büyük parçasıdır evet ama acaba aracımızı düzgün yıkıyormuyuz?
Öncelikle araç yıkanması için geçerli bazı maddeleri size bir kez daha hatırlatarak konumuza başlayalım;
- Aracınızı güneş ışığında yıkamayınız,
- Aracınızı yıkamak için sabah erken saatleri yada öğleden sonra serin olmasını bekleyin,
- Aracınızı yıkarken sabun olarak bulaşık deterjanı kullanmaktan sakının,
- Aracınızı ılık su ile yıkayın,
- Aracınızı yıkarken yumuşak bir bez kullanın,
- Aracı sık sık suyla ıslatın,
- Aracın tamamını bir seferde yıkamaktan, fırçalamaktan sakının. Aracın üstü, önü, arkası ve yanları olarak ayırdığınız bölgeleri sırasıyla yıkayın,
- Aracınızın cilasını ihmal etmeyin, Oto Şampuan ve bakım ürünlerinin sıkça kullanıldığı Amerika’da araç sahiplerinin yaklaşık %3 ‘ü araçlarını yıkarken kullandıkları sert kimyasal maddeler sahip bulaşık deterjanı gibi otomotiv yıkamak için geliştirilmemiş sabunlarla araçlarına zarar vermekte.
Araçların yılda 2 sefer cilalanması aracın dış yüzey koruması için tavsiye edilirken sürücülerin % 48 ‘i bu tavsiyeye uymamakta.
Gelelim aracımızı nasıl yıkayacağımıza;
öncelikli olarak aracı yıkamadan evvel tekerlek ve jantları yıkamaya, çamurlarını akıtmaya dikkat etmeliyiz. Bu şekilde aracımızın gövdesini ve boyasını tekerlek ve jantlardan çıkabilecek çamur gibi zarara sebebyet verebilecek maddelerden sakınmış oluruz. Beyaz şerite veya üzerinde beyaz yazıya sahip olmayan lastiklerimizi sert bir fırça ile temizleyebiliriz. Jantımızın tipine göre yumuşak veya sert bir fırçayla jantlarımızı temizledikten sonra gövdeyi yıkamaya başlayabiliriz.
Aracınız için oto şampuanı kullanabileceğiniz gibi boyayı koruyan özel katkılardanda kullanabilirsiniz. Aracın tepesinden yıkamaya başladığınızda size tavsiye edilen yıkama biçimi yıkadığınız alanın işini bir seferde bitirmek, yani hem sabunlamayı hem durulamayı peş peşe yapmak. Tepeyi yıkadıktan sonra aracın yıkayacağınız bölümleri ön, yanlar ve arka olmalı, en az ayda 1 sefer kapı içlerini temizlemelisiniz. Durulama esnasında suyu yukarıdan aracın tüm yüzeyine dağılacak şekilde durulanacak alana tatbik etmelisiniz.
Aracınızı duruladıktan ve yumuşak bir bezle kuruladıktan sonra dilerseniz aracınıza cila yapabilirsiniz. Cila için dikkat etmeniz gereken en büyük husus aracın yüzeyindeki yabancı maddelerden aracınızı kurtarmanız. Bunun için gelişmiş bir araç temizlik ürünü kullanabilirsiniz. Cilayı nasıl kullanmanız gerektiği cilanın üzerindeki kutuda açıklanmıştır, bu uyarıları dikkate alarak aracınızın cilasını yapabilirsiniz. Cila yaparken dikkat edeceğiniz hususlardan en önemlileri güneş ışınlarından aracınızı sakınmanız ve aracınızın temiz olduğundan emin olmanızdır.
Öncelikle araç yıkanması için geçerli bazı maddeleri size bir kez daha hatırlatarak konumuza başlayalım;
- Aracınızı güneş ışığında yıkamayınız,
- Aracınızı yıkamak için sabah erken saatleri yada öğleden sonra serin olmasını bekleyin,
- Aracınızı yıkarken sabun olarak bulaşık deterjanı kullanmaktan sakının,
- Aracınızı ılık su ile yıkayın,
- Aracınızı yıkarken yumuşak bir bez kullanın,
- Aracı sık sık suyla ıslatın,
- Aracın tamamını bir seferde yıkamaktan, fırçalamaktan sakının. Aracın üstü, önü, arkası ve yanları olarak ayırdığınız bölgeleri sırasıyla yıkayın,
- Aracınızın cilasını ihmal etmeyin, Oto Şampuan ve bakım ürünlerinin sıkça kullanıldığı Amerika’da araç sahiplerinin yaklaşık %3 ‘ü araçlarını yıkarken kullandıkları sert kimyasal maddeler sahip bulaşık deterjanı gibi otomotiv yıkamak için geliştirilmemiş sabunlarla araçlarına zarar vermekte.
Araçların yılda 2 sefer cilalanması aracın dış yüzey koruması için tavsiye edilirken sürücülerin % 48 ‘i bu tavsiyeye uymamakta.
Gelelim aracımızı nasıl yıkayacağımıza;
öncelikli olarak aracı yıkamadan evvel tekerlek ve jantları yıkamaya, çamurlarını akıtmaya dikkat etmeliyiz. Bu şekilde aracımızın gövdesini ve boyasını tekerlek ve jantlardan çıkabilecek çamur gibi zarara sebebyet verebilecek maddelerden sakınmış oluruz. Beyaz şerite veya üzerinde beyaz yazıya sahip olmayan lastiklerimizi sert bir fırça ile temizleyebiliriz. Jantımızın tipine göre yumuşak veya sert bir fırçayla jantlarımızı temizledikten sonra gövdeyi yıkamaya başlayabiliriz.
Aracınız için oto şampuanı kullanabileceğiniz gibi boyayı koruyan özel katkılardanda kullanabilirsiniz. Aracın tepesinden yıkamaya başladığınızda size tavsiye edilen yıkama biçimi yıkadığınız alanın işini bir seferde bitirmek, yani hem sabunlamayı hem durulamayı peş peşe yapmak. Tepeyi yıkadıktan sonra aracın yıkayacağınız bölümleri ön, yanlar ve arka olmalı, en az ayda 1 sefer kapı içlerini temizlemelisiniz. Durulama esnasında suyu yukarıdan aracın tüm yüzeyine dağılacak şekilde durulanacak alana tatbik etmelisiniz.
Aracınızı duruladıktan ve yumuşak bir bezle kuruladıktan sonra dilerseniz aracınıza cila yapabilirsiniz. Cila için dikkat etmeniz gereken en büyük husus aracın yüzeyindeki yabancı maddelerden aracınızı kurtarmanız. Bunun için gelişmiş bir araç temizlik ürünü kullanabilirsiniz. Cilayı nasıl kullanmanız gerektiği cilanın üzerindeki kutuda açıklanmıştır, bu uyarıları dikkate alarak aracınızın cilasını yapabilirsiniz. Cila yaparken dikkat edeceğiniz hususlardan en önemlileri güneş ışınlarından aracınızı sakınmanız ve aracınızın temiz olduğundan emin olmanızdır.
uzun yola çıkarken nelere dikkat edilir
Uzun yola çıkacak olan sürücülere önerileriniz nelerdir?
Seyahatin hava ve yol şartlarına göre çok iyi planlanması gerekir. Trafiğin yoğun olduğu dönemlerde, görüşün kısıtlandığı yol, hava gibi etkenlerin sizi yavaşlamaya zorladığı şartlarda sabırsızlık ön plana çıkar. Beş saatte gitmeyi planladığınız bir yere yedi saatte varamazsanız, sabırsızlık başlar. Ve o andan itibaren sürücü hatalı sollamalar, yüksek süratlerle kendini riske atar, tehlikeler baş gösterir. Sabırsızlık ve ulaşılmak istenen yere bir an önce varma çabası ile yapılan aşırı hız ve hatalı sollamalar, ölümcül kazaların başlıca sebepleridir.
Yolculuk tatilin bir parçası olarak görülmelidir. Yol güzergahındaki doğal ve tarihi güzellikleri de programımıza katın. Gereksiz yere geç kalma telaşı yaşamayın. Programınızda gecikmeler olması beklenmelidir. Güvenliği riske edecek herhangi bir davranışta kesinlikle bulunmamak gerekiyor.
Eşyaların araca kesinlikle görüşü kısıtlamayacak şekilde yüklenmesi gerekir. Seyahate giderken aklımıza gelen her şeyi (tencere, tava) araca öyle bir doldururuz ki, görüş tamamen kısıtlanır. Arka camlar, yan camlar kapanır. Oysa görüşün kesinlikle kısıtlanmaması lazım. Aracın içindeki eşyaların, ani fren ya da çarpışma anında yolculara doğru hareket etmeyecek şekilde yerleştirilmesi gerekir. Çünkü araç durduğunda bile içindeki eşyalar aynı hızla hareket etmeye devam eder ve yolculara çarpabilir. Böyle olunca bir konserve kutusu bile insanı öldürebilir.
Hava yastıkları varsa, yastıkla yolcu arasında hiçbir sert cisim bulundurulmamalı. Koltuk kafalıklarının ve emniyet kemerlerinin doğru olarak ayarlanması gerekir.
Araçta eksiksiz bir ilk yardım çantasının bulunması şarttır.
Araçta çalışır durumda bir yangın söndürme cihazının da bulundurulması son derece önemlidir.
Güvenlikten hiçbir şekilde ödün vermeyin. Arkada oturanlar ve çocuklar da dahil olmak üzere emniyet kemerleriniz bağlı olmadan kesinlikle hareket etmeyin. Koltuk başlıklarını mutlaka başınıza göre ayarlayın.
Su, büskivi, güneş gözlüğü gibi sürücünün yolculuk esnasında ihtiyaç duyabileceği her şey araçta hazır bulundurulmalıdır.
Sıkan, hareketleri kısıtlayan giysiler, ayakkabılar giyilmemeli. Rahat giysiler tercih edilmelidir.
Acil bir duruma düşmemek için tehlikeyi önceden görün, tanımlayın ve sakın içine düşmeyin.
Görün ve görülün. Camlar, aynalar ve ışık donanımını temiz tutun. Daha iyi görülmek ve daha erken fark edilmek için gündüzleri de kısa farlarınızı yakın. Unutmayın ki, en ölümcül kazalar gündüzleri, güneşli günlerde ve düz yol kesimlerinde oluşur.
Sık sık mola vermek hem ihtiyaçları giderme, hem de yorgunluğu bölme açısından önemlidir. Ayrıca kan dolaşımının sağlanması için de gerekli. Normal şartlar altında iki saatte bir mola verilmesi gerekir. Ancak yorgunluğun başladığı an bunun dışında tutulur. Yorgunluğun saati yoktur. Bir sürücünün yolculuk esnasında aniden uykusu gelebilir. Sürücü yorgunluk hissettiği anda tereddüt dahi etmeden hemen yavaşlayıp, uygun bir yer bulup dinlenmeli, uyumalı.
Yolculukta sürücü ve yolcular yediklerine dikkat etmeli. Az yemek yemek gerekir ve bilhassa kuru yemekler tercih edilmelidir. Çünkü ağır yemekler hem sürücü hem yolcularda uyku yapar, uyuşukluğu başlatır.
Düz yolları hafife almamak, tam aksine tehlikeli görmek lazım. Hem sürat yapıldığı için, hem de düz ve uzun yolda monotonluğun sürücünün konstanrasyonunu kaybettirmesine neden olduğu için düz yollar tehlikelidir. Hava, yol şartlarına göre virajlı ya da yokuş yukarı, aşağı bir yolda uyuyamazsınız. Ama düz yolda konsantrasyon çok kolay dağılabilir.
Yola çıkacağınız vasıtanızda, lastiklerinizin en az 2 mm. diş derinliğine sahip olduğuna, hasarsız ve havalarının tam olmasına dikkat edin.
Uzun yolda sürücünün dikkatinin dağılmaması için yolculara düşen görevler nelerdir?
Seyahate çocuklarla beraber çıkılacaksa onların sıkılmamaları için iyi bir plan yapılması gerekir. Ancak çocukların eline yolculuk esnasında oynamaları için top, tabanca gibi oyuncaklar verilmemeli. Aksi takdirde sürücünün dikkati dağılabilir.
Çocuk ağlaması, tartışma, ciddi bir konu hakkında konuşmak, haberleri dinlemek, yüksek sesli müzik gibi etkenler sürücünün konsantrasyonunu çok çabuk dağıtır. Bunlara mahal verilmemelidir.
Yolcular “Şuraya bak ne güzel” gibi ani ses ve hareketlerden kaçınmalılıdr.
Araba kullanmak ciddiye alınmalı. Otomobilin kabinini çok ciddi bir işin yapıldığı bir mekan olarak görmek lazım. Çünkü bu hayat meselesi. Orası ne çocukların oyun odası ne de hanımların yemek yaptıkları bir yerdir.
Sürücü gereğinden fazla hız yapmaya başlarsa yolcular onu hiç çekinmeden kararlı bir ses tonuyla ikaz etmeli.
Seyahatin hava ve yol şartlarına göre çok iyi planlanması gerekir. Trafiğin yoğun olduğu dönemlerde, görüşün kısıtlandığı yol, hava gibi etkenlerin sizi yavaşlamaya zorladığı şartlarda sabırsızlık ön plana çıkar. Beş saatte gitmeyi planladığınız bir yere yedi saatte varamazsanız, sabırsızlık başlar. Ve o andan itibaren sürücü hatalı sollamalar, yüksek süratlerle kendini riske atar, tehlikeler baş gösterir. Sabırsızlık ve ulaşılmak istenen yere bir an önce varma çabası ile yapılan aşırı hız ve hatalı sollamalar, ölümcül kazaların başlıca sebepleridir.
Yolculuk tatilin bir parçası olarak görülmelidir. Yol güzergahındaki doğal ve tarihi güzellikleri de programımıza katın. Gereksiz yere geç kalma telaşı yaşamayın. Programınızda gecikmeler olması beklenmelidir. Güvenliği riske edecek herhangi bir davranışta kesinlikle bulunmamak gerekiyor.
Eşyaların araca kesinlikle görüşü kısıtlamayacak şekilde yüklenmesi gerekir. Seyahate giderken aklımıza gelen her şeyi (tencere, tava) araca öyle bir doldururuz ki, görüş tamamen kısıtlanır. Arka camlar, yan camlar kapanır. Oysa görüşün kesinlikle kısıtlanmaması lazım. Aracın içindeki eşyaların, ani fren ya da çarpışma anında yolculara doğru hareket etmeyecek şekilde yerleştirilmesi gerekir. Çünkü araç durduğunda bile içindeki eşyalar aynı hızla hareket etmeye devam eder ve yolculara çarpabilir. Böyle olunca bir konserve kutusu bile insanı öldürebilir.
Hava yastıkları varsa, yastıkla yolcu arasında hiçbir sert cisim bulundurulmamalı. Koltuk kafalıklarının ve emniyet kemerlerinin doğru olarak ayarlanması gerekir.
Araçta eksiksiz bir ilk yardım çantasının bulunması şarttır.
Araçta çalışır durumda bir yangın söndürme cihazının da bulundurulması son derece önemlidir.
Güvenlikten hiçbir şekilde ödün vermeyin. Arkada oturanlar ve çocuklar da dahil olmak üzere emniyet kemerleriniz bağlı olmadan kesinlikle hareket etmeyin. Koltuk başlıklarını mutlaka başınıza göre ayarlayın.
Su, büskivi, güneş gözlüğü gibi sürücünün yolculuk esnasında ihtiyaç duyabileceği her şey araçta hazır bulundurulmalıdır.
Sıkan, hareketleri kısıtlayan giysiler, ayakkabılar giyilmemeli. Rahat giysiler tercih edilmelidir.
Acil bir duruma düşmemek için tehlikeyi önceden görün, tanımlayın ve sakın içine düşmeyin.
Görün ve görülün. Camlar, aynalar ve ışık donanımını temiz tutun. Daha iyi görülmek ve daha erken fark edilmek için gündüzleri de kısa farlarınızı yakın. Unutmayın ki, en ölümcül kazalar gündüzleri, güneşli günlerde ve düz yol kesimlerinde oluşur.
Sık sık mola vermek hem ihtiyaçları giderme, hem de yorgunluğu bölme açısından önemlidir. Ayrıca kan dolaşımının sağlanması için de gerekli. Normal şartlar altında iki saatte bir mola verilmesi gerekir. Ancak yorgunluğun başladığı an bunun dışında tutulur. Yorgunluğun saati yoktur. Bir sürücünün yolculuk esnasında aniden uykusu gelebilir. Sürücü yorgunluk hissettiği anda tereddüt dahi etmeden hemen yavaşlayıp, uygun bir yer bulup dinlenmeli, uyumalı.
Yolculukta sürücü ve yolcular yediklerine dikkat etmeli. Az yemek yemek gerekir ve bilhassa kuru yemekler tercih edilmelidir. Çünkü ağır yemekler hem sürücü hem yolcularda uyku yapar, uyuşukluğu başlatır.
Düz yolları hafife almamak, tam aksine tehlikeli görmek lazım. Hem sürat yapıldığı için, hem de düz ve uzun yolda monotonluğun sürücünün konstanrasyonunu kaybettirmesine neden olduğu için düz yollar tehlikelidir. Hava, yol şartlarına göre virajlı ya da yokuş yukarı, aşağı bir yolda uyuyamazsınız. Ama düz yolda konsantrasyon çok kolay dağılabilir.
Yola çıkacağınız vasıtanızda, lastiklerinizin en az 2 mm. diş derinliğine sahip olduğuna, hasarsız ve havalarının tam olmasına dikkat edin.
Uzun yolda sürücünün dikkatinin dağılmaması için yolculara düşen görevler nelerdir?
Seyahate çocuklarla beraber çıkılacaksa onların sıkılmamaları için iyi bir plan yapılması gerekir. Ancak çocukların eline yolculuk esnasında oynamaları için top, tabanca gibi oyuncaklar verilmemeli. Aksi takdirde sürücünün dikkati dağılabilir.
Çocuk ağlaması, tartışma, ciddi bir konu hakkında konuşmak, haberleri dinlemek, yüksek sesli müzik gibi etkenler sürücünün konsantrasyonunu çok çabuk dağıtır. Bunlara mahal verilmemelidir.
Yolcular “Şuraya bak ne güzel” gibi ani ses ve hareketlerden kaçınmalılıdr.
Araba kullanmak ciddiye alınmalı. Otomobilin kabinini çok ciddi bir işin yapıldığı bir mekan olarak görmek lazım. Çünkü bu hayat meselesi. Orası ne çocukların oyun odası ne de hanımların yemek yaptıkları bir yerdir.
Sürücü gereğinden fazla hız yapmaya başlarsa yolcular onu hiç çekinmeden kararlı bir ses tonuyla ikaz etmeli.
OTO FAYDALI BİLGİLER
Kaymanın Kontrolü
Araçlarda kayma lastiklerin yeri tutmamasından dolayı meydana gelir.
Kaymanın önlenebilmesi çeşitli faktörlere bağlıdır:
Aracın önden veya arkadan çekişli olması; kaymaya neden olan yol yüzeyinin kaplı olduğu malzeme veya üzerine yayılmış olan materyalin cinsi (kum, yağ, kar, çiğ, vs.) kaymanın şiddetini ve yönünü etkiler. Bunlar araçta başlayan kaymayı önleme açısından önemlidir.
Arkadan Çekişlilerde:
Arkadan çekişli araçlarda kayma aracın arka kısmının sağa veya sola savrulmasıyla meydana gelir. Aracın arka kısmı, ön kısma doğru hareket ederek bazı hallerde tamamen dönmesine ve kontrolün tümüyle kaybolmasına yol açar. Bu gibi durumlar, virajlara, aracın yeri tutma limitlerinin çok üstünde girildiğinde veya viraj içinde kuvvetli fren yapıldığında meydana gelir.
Araçtaki kaymayı kontrol altına almak için:
Ayağınızı gaz pedalından çekin. Kesinlikle frene dokunmayın. Kayma anı frenden dolayı meydana gelmiş ise Ayağınızı fren pedalından çekin. Debriyaja basmayın ve direksiyonu çok hafif bir şekilde tutun.
Direksiyonu aracın arka kısmının kaydığı yöne doğru çevirin. Aracın arkası sağa doğru savrulmuş ise direksiyonu sağa doğru çevirin. Direksiyonu çok fazla turda kaymanın olduğu tarafa doğru çevirmekte iyi değildir. Araç bu kez ters yöne savrulabilir. Bu yüzden direksiyondaki hareketler kontrollü ve yumuşak olmalıdır . Önden Çekişlilerde : Önden çekişli araçlarda kaymaya aracın çok hızlı ve ani gazlamalarla -sert hız artırmakla- veya virajlarda ani sürat yükseltilmesiyle meydana gelir.
Bu durumda:
Debriyaj ve fren pedallarından uzak durun (Dokunmayın) .
Aracın direksiyonunu dönmek istediğiniz yöne doğru yavaşça çevirin ve sert hareketlerden sakının.
Aracı durdurmaya çalışmayın, gaz pedalına yavasça basıp çekerek aracın öne olan ivmesini kontrol altına alın. Dört tekerlek Çekişlilerde : Dört tekerde kayma genel olarak ani fren yapımı esasında meydana gelir. Kaygan zemin üzerinde ani fren aracın tekerleklerinin kilitlenmesine ve aracın kilitlenmesine neden olur.
Kontrol altına alabilmek için:
Fren pedalından ayağınızı çekin, aracın tekerleklerinin dönmesini sağlayın.
Debriyaj pedalına dokunmayın.
Direksiyon hakimiyetini tekrar ele aldığınızda, direksiyonu düz tutarak aracı normal konumuna getirin.
Frenleri yavaş bir biçimde pompalayarak aracın durmasını sağlayın.
Hareket Halindeki Aracın Ön Camının Kırılması:
Hareket halindeki araçlarda, özellikle süratli hareket eden araçlarda ön camın kırılması kazaya neden olabilir: Cam kırıldıktan sonra öne doğru kaybettiğiniz görüs açısını tekrar kazanmaya çalışın. Elinizle camı kırıp görüşü sağlamaya çalışmayın. Aynalardan yararlanarak aracınızı yolun sağ tarafına park etmeye çalışın. Sağ tarafa aracı park ettikten sonra, flaşörleri açın ve dikkatlice aracın dışına çıkın. Aracın cama yakın olan kalorifer ve havalandırma deliklerine gazete kağıdı koyarak cam parçacıklarının bu kısımlara düşmelerini önleyin. Gazete kağıdı yoksa bez parçası da kullanabilirsiniz. Sonra krikonun arka kısmı ile camı içerden dışarı doğru kırın. Bu işlem üst köşelerden ortaya doğru yavaşça yapılmalıdır. Cam lastiğini dikkatlice çıkarıp temizledikten sonra, yeniden kullanılabileceği için bagaja koyun. Gazete kağıdına birikmiş cam parçalarını bir naylon torba içine koyun ve en yakın çöp bidonuna atın. Bu durumda takabileceğiniz bir gözlük varsa ne iyi. Öylece en yakın cam tamircisine kadar gidin. Bu arada ihmal edilmemesi gereken bir husus, kalorifer deliklerinin elektrikli bir süpürgeyle temizlenmesidir. Ne kadar dikkat edilirse edilsin, deliklere cam parçacıkları düşmüş olabilir.
Yüksek Hızla Lastik Patlaması:
Patlayan, arka lastiklerden biriyse, arabanın arkası sağa veya sola doğru kaymaya başlar. Ön lastiklerden biri patlamışsa, mümkün olduğu kadar fren yapmamaya çalışın. Ön lastiklerden biri patladığı zaman araç lastiğin patladığı yöne doğru kuvvetlice çekilir. Bu durumda direksiyonla, aracı düz bir doğrultuda tutmaya çalışın ve yavaş frenleme ile durmasını sağlayın.
Derin Sudan Geçmek:
Taşmış dereler, nehirler veya büyük su birikintilerinin içinden geçerken aracınızın hızını kesin. Aracın geçtiği kısımdaki suyun derinliği önemlidir. Genel olarak araçlar, radyatör pervanelerinin alt kısmına kadar suya girebilirler. Normal olarak radyatör pervanesinin yerden yüksekliği 25-30 santimetre arasındadır. Bu mesafe aracın tekerleklerinin orta noktası ile lastiklerin yere değdiği nokta kadardır. Bu ölçümlerden de anlaşılacağı gibi mütevazi bir aile otomobili 25-30 santimlik bir su birikintisinden geçebilecek yetenektedir. Bu noktanın üstüne su geldiği takdirde, su damlacıklarını kuvvetli bir sprey gibi motorun üstüne püskürtür. Bu su bombardımanı bujilerin ve distribitörün ıslanmasına neden olur ve araç stop eder. Tam su birikintisinin ortasında da kalır. Suya 1 veya 2. vitesle girin. Böyle yapıldığında su lüzumsuz olarak sağa sola sıçramaz. Sürat yavaş fakat aracın devri yüksek olmalı. Sudan geçiş sırasında vites değiştirmeyin. Geçtikten sonrada frenleri kontrol edin. Frenler sık ve kesik basılarak kontrol edilebilir . <
b>Araçlarda Yangın:
Araçlardaki yangının önüne geçilmezse, büyük bir trajedi meydana gelebilir. Buharlaşmış benzin tutuşarak deponun alev almasına neden olur. Bir süre sonrada araç infilak edebilir. Araçta duman tespit edildiği an durdurulmalı. Sonra anahtar üzerinde kontak kapatılmalı. Direksiyonun kilitlenmemesine dikkat edilmeli. Aksi halde, gerektiği takdirde aracın itilmesi mümkün olmaz. Bütün yolcular dikkatlice dışarı alınmalı. Motor kaputu kısmı olarak açılmalı. Böylece alevlerin büyümesi önlenmiş olur. İmkan varsa akü kutup başı sökülmeli.Yangın söndürücü varsa kullanılmalı ; yoksa, battaniye veya oto kılıfından yaralanılmalı. Bu örtüler alevlerin oksijen alıp büyümesini önleyecektir. Hava almayan alev söner. Olay kum zemin üzerinde meydana gelmişse, alevin üzerine kum atılarak söndürülebilir.
Hemzemin geçitlerden Geçerken:
Tren yollarının kara yoluyla kesiştiği geçitlerde çok dikkatli olmak gerekir. Sağa sola bakıp oyalanmadan karşıya geçin. Büyük bir hızla üzerinize gelen trenin durabilmesi için oldukça uzun bir mesafeye ihtiyaç vardır. Araç geçit içinde stop edip kalmışsa hemen yolcuları indirin ve emin bir noktaya geçmelerini sağlayın. Aracı iterek karşıya geçmek mümkün değilse, birinci vitese takın ve kontağı açıp kapayın. Bu şekilde aracın ileri doğru hareketini sağlarsınız. Bu şekilde de hareket ettirmek mümkün değilse, en yakın aracın halatla sizi çekmesini sağlayın…
Otomobil Kullanırken
Genelde sürücüler otomobillerine gereken önemi göstermezler. Bu nedenle uzun vadede araçta meydana gelen tahribat, daha önemli boyutlara ulaştığı için, hem emniyet açısından hem de ekonomik açıdan daha büyük masraflar yaratarak tehlike oluşturur. Bazı konularda dikkat edilmesi gereken hususları saymak gerekirse ; Otomobilin periyodik kontrolü sırasında göstergelerin (benzin , yağ , hararet göstergesi gibi) doğruluk payı saptanmalı ve eksilen sıvılar yenilenmelidir.Otomobili uzun süre kızgın güneşin altında bırakmak son derece tehlikelidir çünkü camların kapalı olması iç sıcaklığı arttırıp ön paneli deforme eder. Aynı zamanda bu sıcaklık kapı ve cam kenarlarındaki lastiklerde deformasyon ve çatlamalar meydana getirerek suyun otomobile sızmasına neden olur. Bunu en aza indirmek için sıcak günlerde camları biraz açık bırakmak, lastikleri vazelinlemek gerekir.Otomobili sıcaktan korumak için bilinenin aksine ağaçlıklı bir yere parketmek son derece sakıncalıdır. Çünkü bitkilerden dökülen polen ve benzeri maddeler otomobilin boyasına zarar verir.
Ani sis baskını:
İlk sis tabakasına rastlar rastlamaz alınacak önlem ayağı gazdan çekip mutlaka vitesi küçültmektir. Bunu başka hiçbir alternatifi yoktur, aksi takdirde kendinizi çok büyük bir tehlikenin içine atmış olursunuz. Hızınızı azaltıp görüş mesafesinde yolunuza devam edebilirsiniz.Klimalar ufak bir kompresör yardımı ile işler ve motor gücü kaybına sebep olur. Ani akselerasyon gerektiren durumlarda kapatılırsa, güç kaybı önlenmiş olur.
Kaza Anında
Otomobilden çıkmadan önce kendinizin güvende olduğundan emin olun.Kaza yerinden sonra değil önce ve diğer araçların sizi görebileceği bir yerde durulmalıdır.Diğer araçları uyarmak için dörtlü flaşörler yakılmalı ve kaza eğer gece meydana gelmiş ise farlar da yakılarak kaza yeri aydınlatılmalıdır.
Eğer yaralı varsa ilk önce ambulans daha sonra da polis çağırılmalıdır.Kontak kapatılmalı ve kaza geçiren araç etrafında sigara ve benzeri mamuller içilmemelidir.Eğer bir yangın durumu söz konusu ise müdahaleye önce yolcuların bulunduğu bölgeden başlanmalıdır. Daha sonra yangının başladığı yere ve en son da yakıt deposuna müdahalede bulunulmalıdır.
Gece Yolculuğu Sırasında
Takip mesafesi 3 saniyeye çıkarılmalıdır. Kesinlikle uykulu ve alkollü halde yola çıkılmamalı eğer gerekiyorsa araç güvenli bir yer park edilip dinlenilmelidir. Eğer karşıdan uzunlarını yakmış bir araç geliyorsa kesinlikle cevaben uzunlar yakılmamalı, kısa aralıklarla selektör yaparak yavaşlayın ve farlara bakmak yerine yolun orta sağına bakın.
Yağmurlu Havada
Silecekleri çalıştırmaktan kaçınılmamalı, eskimesini engellemek için ön cam tamamen kapandıktan sonra çalıştırılmamalıdır çünkü bilinen görüşün aksine sileceklerin lastikleri çalışarak eskimez. Görüşünüzün kapandığı bir, iki saniye bile son derece vahim sonuçlar doğurabilirSilecekler sollama esnasında son hızda çalıştırılmalıdır.Kalorifer sistemi ve arka cam rezistansları çalıştırılmalı gerekirse bir bez ile ön cam silinerek görüş alanı yaratılmalıdır.
Gündüz dahi olsa kısa farlar yakılmalıdır.Kısa aralıklarla araç güvenli bir yerde durdurularak ön, arka farlar, stoplar, sinyaller ve fren lambaları silinmelidir.Su birikintilerine girildikten sonra ıslanan fren balatalarını kurutmak için kısa bir süre frene hafifçe basılmalıdır.Araca binmeden önce ıslanan ayakkabıların acil bir durumda fren pedalından kaymasını engellemek için bir bezle taban kısmı silinmelidir.Yağmurlu havalarda gaza gereğinden fazla basmak, sert bir şekilde frene basmak, ani bir şekilde direksiyonu çevirmek ve debriyajdan ayağın hızlıca çekilmesi kayma hareketini daha kolay başlatacağından bu hareketlerden özellikle kaçınılmalıdır.Yağmurun ilk yağdığı an yol yüzeyinde birikmiş olan toz ve yağlar yolu daha da kayganlaştıracağı için bu dakikalarda hız yavaşlatılmalı ve ani hareketlerden kaçınılmalıdır.Sağanak yağmur esnasında oluşan su birikintilerine girerken aquaplaning ( su yastığı üstünde kayma ) olayı oluşur. Bu durumlarda direksiyon sıkıca tutulmalı ve hız kesmek için ayak gazdan çekilmeli, frene çok yavaş basılmalı ( eğer ABS varsa sonuna kadar basılmalıdır ) ve ani haraketlerden kaçınılmalıdır.Özellikle lastiklerinizin dış derinliği 3 mm’den az ise öndeki aracın lastik izleri takip edilerek kayma riski azaltılabilir.
Kayma Esnasında
Eğer yokuş çıkarken geriye doğru kaymaya başlarsanız ayağınızı yavaş yavaş gaz pedalından çekin ve zemine tutunma sağlanınca yavaş yavaş tekrar basın.Kayarken savrulmayı engellemek için direksiyonunuzu kayma yönüne doğru çevirin, kesinlikle tekerleklerin kızaklamasına sebep olacak şekilde frene basmayın, unutmayın dönmeyen ön tekerleklere yön verilemez. Eğer kızakladıysanız hemen fren basıncını azaltın ve tekerleklerin dönmesini sağlayın ama sakin ayağınızı frenden tam olarak çekmeyin ( ABS varsa sonuna kadar basmak gereklidir )Unutmayın sizi probleme sokan neyse problemden çıkaracak da odur. Gaza gereğinden fazla basmışsanız ayağınızı gazdan çekin, frene çok bastıysanız frendeki basıncı azaltın, direksiyonu sert bir şekilde çevirmişseniz direksiyonu yumuşatın, ayağınızı debriyajdan sert çekmişseniz tekrar debriyaja basın.
Yola Çıkmadan Önce
Lastik havalarının tam ve dış derinliklerinin en az 3mm olup olmadığı kontrol edilmelidir.Ön ve arka emniyet kemerlerinin çalışıp çalışmadığı kontrol edilmelidir.Sinyallerin ve farların çalışıp çalışmadıkları kontrol edilmeli eğer aralarında çalışmayan varsa kesinlikle tamir edilmeden yola çıkılmamalıdır.Camlar, sinyaller ve farlar temiz olmalı , görüş tam sağlanmadan yola çıkılmamalıdır.Araçta boşta eşya olmamalıdır. Bunlar ani bir fren esnasında ciddi yaralanmalara sebep olabilir ya da meşguliyet vererek tek başlarına birer kaza sebebi olabilirler.Araçta yangın söndürücü ve ilkyardım çantası bulundurmadan yola çıkılmamalıdır.Kalorifer sisteminin çalıştığından ve hava kanallarının ( özellikle ön ) açık olduğundan emin olmadan yola çıkılmamalıdır. Özellikle yağmurlu havalarda kalorifer sistemi ve rezistanslar görüşü sağlamada önemli bir etkendir.Silecek suyu, yağ seviyesi, akü su seviyesi kontrol edilmeli eğer eksikse tamamlanmalıdır.
Araçlarda kayma lastiklerin yeri tutmamasından dolayı meydana gelir.
Kaymanın önlenebilmesi çeşitli faktörlere bağlıdır:
Aracın önden veya arkadan çekişli olması; kaymaya neden olan yol yüzeyinin kaplı olduğu malzeme veya üzerine yayılmış olan materyalin cinsi (kum, yağ, kar, çiğ, vs.) kaymanın şiddetini ve yönünü etkiler. Bunlar araçta başlayan kaymayı önleme açısından önemlidir.
Arkadan Çekişlilerde:
Arkadan çekişli araçlarda kayma aracın arka kısmının sağa veya sola savrulmasıyla meydana gelir. Aracın arka kısmı, ön kısma doğru hareket ederek bazı hallerde tamamen dönmesine ve kontrolün tümüyle kaybolmasına yol açar. Bu gibi durumlar, virajlara, aracın yeri tutma limitlerinin çok üstünde girildiğinde veya viraj içinde kuvvetli fren yapıldığında meydana gelir.
Araçtaki kaymayı kontrol altına almak için:
Ayağınızı gaz pedalından çekin. Kesinlikle frene dokunmayın. Kayma anı frenden dolayı meydana gelmiş ise Ayağınızı fren pedalından çekin. Debriyaja basmayın ve direksiyonu çok hafif bir şekilde tutun.
Direksiyonu aracın arka kısmının kaydığı yöne doğru çevirin. Aracın arkası sağa doğru savrulmuş ise direksiyonu sağa doğru çevirin. Direksiyonu çok fazla turda kaymanın olduğu tarafa doğru çevirmekte iyi değildir. Araç bu kez ters yöne savrulabilir. Bu yüzden direksiyondaki hareketler kontrollü ve yumuşak olmalıdır . Önden Çekişlilerde : Önden çekişli araçlarda kaymaya aracın çok hızlı ve ani gazlamalarla -sert hız artırmakla- veya virajlarda ani sürat yükseltilmesiyle meydana gelir.
Bu durumda:
Debriyaj ve fren pedallarından uzak durun (Dokunmayın) .
Aracın direksiyonunu dönmek istediğiniz yöne doğru yavaşça çevirin ve sert hareketlerden sakının.
Aracı durdurmaya çalışmayın, gaz pedalına yavasça basıp çekerek aracın öne olan ivmesini kontrol altına alın. Dört tekerlek Çekişlilerde : Dört tekerde kayma genel olarak ani fren yapımı esasında meydana gelir. Kaygan zemin üzerinde ani fren aracın tekerleklerinin kilitlenmesine ve aracın kilitlenmesine neden olur.
Kontrol altına alabilmek için:
Fren pedalından ayağınızı çekin, aracın tekerleklerinin dönmesini sağlayın.
Debriyaj pedalına dokunmayın.
Direksiyon hakimiyetini tekrar ele aldığınızda, direksiyonu düz tutarak aracı normal konumuna getirin.
Frenleri yavaş bir biçimde pompalayarak aracın durmasını sağlayın.
Hareket Halindeki Aracın Ön Camının Kırılması:
Hareket halindeki araçlarda, özellikle süratli hareket eden araçlarda ön camın kırılması kazaya neden olabilir: Cam kırıldıktan sonra öne doğru kaybettiğiniz görüs açısını tekrar kazanmaya çalışın. Elinizle camı kırıp görüşü sağlamaya çalışmayın. Aynalardan yararlanarak aracınızı yolun sağ tarafına park etmeye çalışın. Sağ tarafa aracı park ettikten sonra, flaşörleri açın ve dikkatlice aracın dışına çıkın. Aracın cama yakın olan kalorifer ve havalandırma deliklerine gazete kağıdı koyarak cam parçacıklarının bu kısımlara düşmelerini önleyin. Gazete kağıdı yoksa bez parçası da kullanabilirsiniz. Sonra krikonun arka kısmı ile camı içerden dışarı doğru kırın. Bu işlem üst köşelerden ortaya doğru yavaşça yapılmalıdır. Cam lastiğini dikkatlice çıkarıp temizledikten sonra, yeniden kullanılabileceği için bagaja koyun. Gazete kağıdına birikmiş cam parçalarını bir naylon torba içine koyun ve en yakın çöp bidonuna atın. Bu durumda takabileceğiniz bir gözlük varsa ne iyi. Öylece en yakın cam tamircisine kadar gidin. Bu arada ihmal edilmemesi gereken bir husus, kalorifer deliklerinin elektrikli bir süpürgeyle temizlenmesidir. Ne kadar dikkat edilirse edilsin, deliklere cam parçacıkları düşmüş olabilir.
Yüksek Hızla Lastik Patlaması:
Patlayan, arka lastiklerden biriyse, arabanın arkası sağa veya sola doğru kaymaya başlar. Ön lastiklerden biri patlamışsa, mümkün olduğu kadar fren yapmamaya çalışın. Ön lastiklerden biri patladığı zaman araç lastiğin patladığı yöne doğru kuvvetlice çekilir. Bu durumda direksiyonla, aracı düz bir doğrultuda tutmaya çalışın ve yavaş frenleme ile durmasını sağlayın.
Derin Sudan Geçmek:
Taşmış dereler, nehirler veya büyük su birikintilerinin içinden geçerken aracınızın hızını kesin. Aracın geçtiği kısımdaki suyun derinliği önemlidir. Genel olarak araçlar, radyatör pervanelerinin alt kısmına kadar suya girebilirler. Normal olarak radyatör pervanesinin yerden yüksekliği 25-30 santimetre arasındadır. Bu mesafe aracın tekerleklerinin orta noktası ile lastiklerin yere değdiği nokta kadardır. Bu ölçümlerden de anlaşılacağı gibi mütevazi bir aile otomobili 25-30 santimlik bir su birikintisinden geçebilecek yetenektedir. Bu noktanın üstüne su geldiği takdirde, su damlacıklarını kuvvetli bir sprey gibi motorun üstüne püskürtür. Bu su bombardımanı bujilerin ve distribitörün ıslanmasına neden olur ve araç stop eder. Tam su birikintisinin ortasında da kalır. Suya 1 veya 2. vitesle girin. Böyle yapıldığında su lüzumsuz olarak sağa sola sıçramaz. Sürat yavaş fakat aracın devri yüksek olmalı. Sudan geçiş sırasında vites değiştirmeyin. Geçtikten sonrada frenleri kontrol edin. Frenler sık ve kesik basılarak kontrol edilebilir . <
b>Araçlarda Yangın:
Araçlardaki yangının önüne geçilmezse, büyük bir trajedi meydana gelebilir. Buharlaşmış benzin tutuşarak deponun alev almasına neden olur. Bir süre sonrada araç infilak edebilir. Araçta duman tespit edildiği an durdurulmalı. Sonra anahtar üzerinde kontak kapatılmalı. Direksiyonun kilitlenmemesine dikkat edilmeli. Aksi halde, gerektiği takdirde aracın itilmesi mümkün olmaz. Bütün yolcular dikkatlice dışarı alınmalı. Motor kaputu kısmı olarak açılmalı. Böylece alevlerin büyümesi önlenmiş olur. İmkan varsa akü kutup başı sökülmeli.Yangın söndürücü varsa kullanılmalı ; yoksa, battaniye veya oto kılıfından yaralanılmalı. Bu örtüler alevlerin oksijen alıp büyümesini önleyecektir. Hava almayan alev söner. Olay kum zemin üzerinde meydana gelmişse, alevin üzerine kum atılarak söndürülebilir.
Hemzemin geçitlerden Geçerken:
Tren yollarının kara yoluyla kesiştiği geçitlerde çok dikkatli olmak gerekir. Sağa sola bakıp oyalanmadan karşıya geçin. Büyük bir hızla üzerinize gelen trenin durabilmesi için oldukça uzun bir mesafeye ihtiyaç vardır. Araç geçit içinde stop edip kalmışsa hemen yolcuları indirin ve emin bir noktaya geçmelerini sağlayın. Aracı iterek karşıya geçmek mümkün değilse, birinci vitese takın ve kontağı açıp kapayın. Bu şekilde aracın ileri doğru hareketini sağlarsınız. Bu şekilde de hareket ettirmek mümkün değilse, en yakın aracın halatla sizi çekmesini sağlayın…
Otomobil Kullanırken
Genelde sürücüler otomobillerine gereken önemi göstermezler. Bu nedenle uzun vadede araçta meydana gelen tahribat, daha önemli boyutlara ulaştığı için, hem emniyet açısından hem de ekonomik açıdan daha büyük masraflar yaratarak tehlike oluşturur. Bazı konularda dikkat edilmesi gereken hususları saymak gerekirse ; Otomobilin periyodik kontrolü sırasında göstergelerin (benzin , yağ , hararet göstergesi gibi) doğruluk payı saptanmalı ve eksilen sıvılar yenilenmelidir.Otomobili uzun süre kızgın güneşin altında bırakmak son derece tehlikelidir çünkü camların kapalı olması iç sıcaklığı arttırıp ön paneli deforme eder. Aynı zamanda bu sıcaklık kapı ve cam kenarlarındaki lastiklerde deformasyon ve çatlamalar meydana getirerek suyun otomobile sızmasına neden olur. Bunu en aza indirmek için sıcak günlerde camları biraz açık bırakmak, lastikleri vazelinlemek gerekir.Otomobili sıcaktan korumak için bilinenin aksine ağaçlıklı bir yere parketmek son derece sakıncalıdır. Çünkü bitkilerden dökülen polen ve benzeri maddeler otomobilin boyasına zarar verir.
Ani sis baskını:
İlk sis tabakasına rastlar rastlamaz alınacak önlem ayağı gazdan çekip mutlaka vitesi küçültmektir. Bunu başka hiçbir alternatifi yoktur, aksi takdirde kendinizi çok büyük bir tehlikenin içine atmış olursunuz. Hızınızı azaltıp görüş mesafesinde yolunuza devam edebilirsiniz.Klimalar ufak bir kompresör yardımı ile işler ve motor gücü kaybına sebep olur. Ani akselerasyon gerektiren durumlarda kapatılırsa, güç kaybı önlenmiş olur.
Kaza Anında
Otomobilden çıkmadan önce kendinizin güvende olduğundan emin olun.Kaza yerinden sonra değil önce ve diğer araçların sizi görebileceği bir yerde durulmalıdır.Diğer araçları uyarmak için dörtlü flaşörler yakılmalı ve kaza eğer gece meydana gelmiş ise farlar da yakılarak kaza yeri aydınlatılmalıdır.
Eğer yaralı varsa ilk önce ambulans daha sonra da polis çağırılmalıdır.Kontak kapatılmalı ve kaza geçiren araç etrafında sigara ve benzeri mamuller içilmemelidir.Eğer bir yangın durumu söz konusu ise müdahaleye önce yolcuların bulunduğu bölgeden başlanmalıdır. Daha sonra yangının başladığı yere ve en son da yakıt deposuna müdahalede bulunulmalıdır.
Gece Yolculuğu Sırasında
Takip mesafesi 3 saniyeye çıkarılmalıdır. Kesinlikle uykulu ve alkollü halde yola çıkılmamalı eğer gerekiyorsa araç güvenli bir yer park edilip dinlenilmelidir. Eğer karşıdan uzunlarını yakmış bir araç geliyorsa kesinlikle cevaben uzunlar yakılmamalı, kısa aralıklarla selektör yaparak yavaşlayın ve farlara bakmak yerine yolun orta sağına bakın.
Yağmurlu Havada
Silecekleri çalıştırmaktan kaçınılmamalı, eskimesini engellemek için ön cam tamamen kapandıktan sonra çalıştırılmamalıdır çünkü bilinen görüşün aksine sileceklerin lastikleri çalışarak eskimez. Görüşünüzün kapandığı bir, iki saniye bile son derece vahim sonuçlar doğurabilirSilecekler sollama esnasında son hızda çalıştırılmalıdır.Kalorifer sistemi ve arka cam rezistansları çalıştırılmalı gerekirse bir bez ile ön cam silinerek görüş alanı yaratılmalıdır.
Gündüz dahi olsa kısa farlar yakılmalıdır.Kısa aralıklarla araç güvenli bir yerde durdurularak ön, arka farlar, stoplar, sinyaller ve fren lambaları silinmelidir.Su birikintilerine girildikten sonra ıslanan fren balatalarını kurutmak için kısa bir süre frene hafifçe basılmalıdır.Araca binmeden önce ıslanan ayakkabıların acil bir durumda fren pedalından kaymasını engellemek için bir bezle taban kısmı silinmelidir.Yağmurlu havalarda gaza gereğinden fazla basmak, sert bir şekilde frene basmak, ani bir şekilde direksiyonu çevirmek ve debriyajdan ayağın hızlıca çekilmesi kayma hareketini daha kolay başlatacağından bu hareketlerden özellikle kaçınılmalıdır.Yağmurun ilk yağdığı an yol yüzeyinde birikmiş olan toz ve yağlar yolu daha da kayganlaştıracağı için bu dakikalarda hız yavaşlatılmalı ve ani hareketlerden kaçınılmalıdır.Sağanak yağmur esnasında oluşan su birikintilerine girerken aquaplaning ( su yastığı üstünde kayma ) olayı oluşur. Bu durumlarda direksiyon sıkıca tutulmalı ve hız kesmek için ayak gazdan çekilmeli, frene çok yavaş basılmalı ( eğer ABS varsa sonuna kadar basılmalıdır ) ve ani haraketlerden kaçınılmalıdır.Özellikle lastiklerinizin dış derinliği 3 mm’den az ise öndeki aracın lastik izleri takip edilerek kayma riski azaltılabilir.
Kayma Esnasında
Eğer yokuş çıkarken geriye doğru kaymaya başlarsanız ayağınızı yavaş yavaş gaz pedalından çekin ve zemine tutunma sağlanınca yavaş yavaş tekrar basın.Kayarken savrulmayı engellemek için direksiyonunuzu kayma yönüne doğru çevirin, kesinlikle tekerleklerin kızaklamasına sebep olacak şekilde frene basmayın, unutmayın dönmeyen ön tekerleklere yön verilemez. Eğer kızakladıysanız hemen fren basıncını azaltın ve tekerleklerin dönmesini sağlayın ama sakin ayağınızı frenden tam olarak çekmeyin ( ABS varsa sonuna kadar basmak gereklidir )Unutmayın sizi probleme sokan neyse problemden çıkaracak da odur. Gaza gereğinden fazla basmışsanız ayağınızı gazdan çekin, frene çok bastıysanız frendeki basıncı azaltın, direksiyonu sert bir şekilde çevirmişseniz direksiyonu yumuşatın, ayağınızı debriyajdan sert çekmişseniz tekrar debriyaja basın.
Yola Çıkmadan Önce
Lastik havalarının tam ve dış derinliklerinin en az 3mm olup olmadığı kontrol edilmelidir.Ön ve arka emniyet kemerlerinin çalışıp çalışmadığı kontrol edilmelidir.Sinyallerin ve farların çalışıp çalışmadıkları kontrol edilmeli eğer aralarında çalışmayan varsa kesinlikle tamir edilmeden yola çıkılmamalıdır.Camlar, sinyaller ve farlar temiz olmalı , görüş tam sağlanmadan yola çıkılmamalıdır.Araçta boşta eşya olmamalıdır. Bunlar ani bir fren esnasında ciddi yaralanmalara sebep olabilir ya da meşguliyet vererek tek başlarına birer kaza sebebi olabilirler.Araçta yangın söndürücü ve ilkyardım çantası bulundurmadan yola çıkılmamalıdır.Kalorifer sisteminin çalıştığından ve hava kanallarının ( özellikle ön ) açık olduğundan emin olmadan yola çıkılmamalıdır. Özellikle yağmurlu havalarda kalorifer sistemi ve rezistanslar görüşü sağlamada önemli bir etkendir.Silecek suyu, yağ seviyesi, akü su seviyesi kontrol edilmeli eğer eksikse tamamlanmalıdır.
Otomobilinizin kış bakımı
V Kayışına dikkat
Yaz aylarında genişleyen V kayışı,özelliğini kaybeder. Kayışı germeniz mümkünse gererek kullanın, aksi takdirde kayışı değiştirmek gerekir. Çünkü gevşek kayış şarjı etkiler, vantilatörün devir daimini yavaşlatır. Dolayısıyla otomobilin sağlıklı çalışmasını etkiler.
Antifrizi mutlaka ölçtürün
Radyatör sistemindeki suyun donmaması için antifiriz kullanılmalıdır. Soğutma sistemini korozyona karşı korumak için yaz-kış kullanılması gereken antifriz, kışın soğutma sisteminin donmasını önler.
Hava filtresine bakın
Kış mevsimi önceden hava filtresini kontrol etmek,temizlemek veya kullanılmayacak durumdaysa değiştirmek gerekir.
Fıskıyeleri ayarlayın
Camı temizlemeye yarayan fıskiyeler sudaki kireç nedeniyle zamanla tıkanabilir. Fıskıyelerin uçlarını bir iğne yardımı ile açabilirsiniz.
Silecekleri kontrol edin
Ön cam sileceklerinin kış ayarlarının zorlu koşullarında iyi performans göstermesi için aşınmışsa değiştirilmesi gerekir. Yazın bunaltıcı sıcaklarında silecekler çabuk aşınmış olabilir.. Silecekleriniz aşınmışsa,kendinizden kolayca değiştirebilirsiniz. Böylece yağmurlu ve karlı havalarda görüşünüz önemli ölçüde artar.
Lastiklerin dış deliklerini kontrol edin
Otomobilin yola tutunmasını sağlayan lastiklerin ideal diş derinliğinin 3 mm olması gerekir. Eğer kışın karlı yollarda kaymak istemiyorsanız, mutlaka lastiklerinizi kontrol ettirin.
Elektrik sistemini gözden geçirin
Kışın havadaki nem ortamının artmasıyla, buji kabloları ve distribütör kapağındaki çatlaktan nem girip otomobil çalışmayabilir. Onun için elektrik sistemini kontrol edin.
Periyodik bakıma rağmen yağa sık sık bakın
Periyodik bakımların dışında kışa girmeden önce motor yağının mutlaka kontrol edilmesi gerekir. Uzun süre kullanılan yağ,motoru koruma özelliğini kaybeder.
Silecek suyunu ihmal etmeyin
Alkol içermeyen uygun bir cam silecek sıvısı,cam yıkama sistemini sıfır dereceye kadar,donmaktan koruyabilir. Buzlu havalarda camınızı temizlemek istiyorsanız dikkat.
Kışın rezistansa ihtiyacınız daha fazla
Arka camdaki buharlaşmayı önleyen rezistansın kontrol edilmesi, eğer herhangi bir problem varsa onarılması veya değiştirilmesi gerekir.
Üşümemek için kalorifere baktırın
Kış mevsimi öncesinde kalorifer ve klima bakımının mutlaka yapılması gerekir. Klimalı otomobillerde polen filtresi değiştirilir. Kalorifer hortumları kontrol edilir.
Yaz aylarında genişleyen V kayışı,özelliğini kaybeder. Kayışı germeniz mümkünse gererek kullanın, aksi takdirde kayışı değiştirmek gerekir. Çünkü gevşek kayış şarjı etkiler, vantilatörün devir daimini yavaşlatır. Dolayısıyla otomobilin sağlıklı çalışmasını etkiler.
Antifrizi mutlaka ölçtürün
Radyatör sistemindeki suyun donmaması için antifiriz kullanılmalıdır. Soğutma sistemini korozyona karşı korumak için yaz-kış kullanılması gereken antifriz, kışın soğutma sisteminin donmasını önler.
Hava filtresine bakın
Kış mevsimi önceden hava filtresini kontrol etmek,temizlemek veya kullanılmayacak durumdaysa değiştirmek gerekir.
Fıskıyeleri ayarlayın
Camı temizlemeye yarayan fıskiyeler sudaki kireç nedeniyle zamanla tıkanabilir. Fıskıyelerin uçlarını bir iğne yardımı ile açabilirsiniz.
Silecekleri kontrol edin
Ön cam sileceklerinin kış ayarlarının zorlu koşullarında iyi performans göstermesi için aşınmışsa değiştirilmesi gerekir. Yazın bunaltıcı sıcaklarında silecekler çabuk aşınmış olabilir.. Silecekleriniz aşınmışsa,kendinizden kolayca değiştirebilirsiniz. Böylece yağmurlu ve karlı havalarda görüşünüz önemli ölçüde artar.
Lastiklerin dış deliklerini kontrol edin
Otomobilin yola tutunmasını sağlayan lastiklerin ideal diş derinliğinin 3 mm olması gerekir. Eğer kışın karlı yollarda kaymak istemiyorsanız, mutlaka lastiklerinizi kontrol ettirin.
Elektrik sistemini gözden geçirin
Kışın havadaki nem ortamının artmasıyla, buji kabloları ve distribütör kapağındaki çatlaktan nem girip otomobil çalışmayabilir. Onun için elektrik sistemini kontrol edin.
Periyodik bakıma rağmen yağa sık sık bakın
Periyodik bakımların dışında kışa girmeden önce motor yağının mutlaka kontrol edilmesi gerekir. Uzun süre kullanılan yağ,motoru koruma özelliğini kaybeder.
Silecek suyunu ihmal etmeyin
Alkol içermeyen uygun bir cam silecek sıvısı,cam yıkama sistemini sıfır dereceye kadar,donmaktan koruyabilir. Buzlu havalarda camınızı temizlemek istiyorsanız dikkat.
Kışın rezistansa ihtiyacınız daha fazla
Arka camdaki buharlaşmayı önleyen rezistansın kontrol edilmesi, eğer herhangi bir problem varsa onarılması veya değiştirilmesi gerekir.
Üşümemek için kalorifere baktırın
Kış mevsimi öncesinde kalorifer ve klima bakımının mutlaka yapılması gerekir. Klimalı otomobillerde polen filtresi değiştirilir. Kalorifer hortumları kontrol edilir.
Otomobilinizde Bahar Bakımı
Otomobiller, baharla birlikte bakıma ihtiyaç duyarlar. Çeşitli firmalar tarafından uygulanan temizlik ve bakım sistemleriyle, otomobilinizi hem bahara hazırlayabilir, hem de ilk günkü haline kavuşturabilirsiniz.
Yağmuruyla, çamuruyla, güneşiyle, tozuyla, toprağıyla her mevsim sonrasında otomobile baştan aşağı bir makyaj yaptırmak gerekmektedir. Yaz ve Kış yaklaşırken otomobil sahiplerinin yapması gereken öncelikli işlerden biri de otomobile bakım yaptırmaktır. Kışın yağmurda, çamurda her türlü kötü hava koşullarında, Yazın, güneş altında ve toz, toprakta kullanılan otomobillerin bakıma ihtiyacı vardır.İnatçı lekeleri çıkartabilirsiniz.Kış mevsiminde otomobilin altında biriken tortu ve çamurlar, otomobilin yüzeyinde meydana gelen çizikler, bir süre sonra otomobilde paslanmalara yol açar.
Otomobillerin koltuklarında, döşemelerinde ve diğer yüzeylerinde de zamanla lekeler oluşur. Otomobilinizin iç ve dış yüzeyinde oluşan inatçı lekeleri çıkarmak için oto marketlerde satılan temizlik ürünlerini kullanabilirsiniz.Sadece temizlikle yetinmeyip, otomobilinizi dış etkenlere karşı koruma altına almak istiyorsanız, otomobilinizi koruma sistemleriyle donatmanız gerekiyor.
Otomobilin üzerinde fabrika çıkışında bulunan şeffaf koruyucu tabakanın yok olmasıyla birlikte, otomobilin boya yüzeyi çevre şartlarına karşı tamamen korumasız kalıyor.Güneş boyanın en büyük düşmanı. Otomobilin yüzeyinde zamanla donuk ve lekeli bir görüntü oluşuyor. Uzaktan bakıldığında pürüzsüz gibi görünse de, yakından incelendiğinde boya yüzeyindeki çukurlar ve tümseklerden oluşan engebeli yüzey görülüyor. Güneşin tehlikeli ultraviyole ışınları da boya yüzeyi için ayrı bir tehlike kaynağı oluşturuyor. Ultraviyole ışınları boya yüzeyine yapışan ve mercek görevini üstlenen yabancı maddelerin yardımıyla yüzeyi yakıyor ve bozulmasına yol açıyor.
Fırçayla yapılan yıkama boyayı çiziyor. Otomobillerin yüzeyi için bir başka tehlikeyi ise bilinçsizce yapılan temizlik ve bakım hizmetleri oluşturuyor. Otomobilleri güzelleştirmek için uygulanan pasta - cila işlemi gerçekte boya yüzeyi için oldukça tehlikeli bir uygulama. Otomobilin dış yüzeyine uygulanan pasta işlemişse, yüzey üzerinde dairesel çizikler ve aşınmalar meydana geliyor. Piyasada bulunan ve amatör kullanıma yönelik cilalar ise boya yüzeyinin çok kısa bir süre parlamasını sağlıyor. Bu da parlatma işleminin sık sık tekrarlanmasına yol açıyor. Fırça ve kova kullanarak yapılan oto yıkama ise boya yüzeyini çiziyor. Otomobil fırçayla yıkandığında yüzey üzerinde bulunan kirler, çiziklerin içine yerleşiyor.
Yağmuruyla, çamuruyla, güneşiyle, tozuyla, toprağıyla her mevsim sonrasında otomobile baştan aşağı bir makyaj yaptırmak gerekmektedir. Yaz ve Kış yaklaşırken otomobil sahiplerinin yapması gereken öncelikli işlerden biri de otomobile bakım yaptırmaktır. Kışın yağmurda, çamurda her türlü kötü hava koşullarında, Yazın, güneş altında ve toz, toprakta kullanılan otomobillerin bakıma ihtiyacı vardır.İnatçı lekeleri çıkartabilirsiniz.Kış mevsiminde otomobilin altında biriken tortu ve çamurlar, otomobilin yüzeyinde meydana gelen çizikler, bir süre sonra otomobilde paslanmalara yol açar.
Otomobillerin koltuklarında, döşemelerinde ve diğer yüzeylerinde de zamanla lekeler oluşur. Otomobilinizin iç ve dış yüzeyinde oluşan inatçı lekeleri çıkarmak için oto marketlerde satılan temizlik ürünlerini kullanabilirsiniz.Sadece temizlikle yetinmeyip, otomobilinizi dış etkenlere karşı koruma altına almak istiyorsanız, otomobilinizi koruma sistemleriyle donatmanız gerekiyor.
Otomobilin üzerinde fabrika çıkışında bulunan şeffaf koruyucu tabakanın yok olmasıyla birlikte, otomobilin boya yüzeyi çevre şartlarına karşı tamamen korumasız kalıyor.Güneş boyanın en büyük düşmanı. Otomobilin yüzeyinde zamanla donuk ve lekeli bir görüntü oluşuyor. Uzaktan bakıldığında pürüzsüz gibi görünse de, yakından incelendiğinde boya yüzeyindeki çukurlar ve tümseklerden oluşan engebeli yüzey görülüyor. Güneşin tehlikeli ultraviyole ışınları da boya yüzeyi için ayrı bir tehlike kaynağı oluşturuyor. Ultraviyole ışınları boya yüzeyine yapışan ve mercek görevini üstlenen yabancı maddelerin yardımıyla yüzeyi yakıyor ve bozulmasına yol açıyor.
Fırçayla yapılan yıkama boyayı çiziyor. Otomobillerin yüzeyi için bir başka tehlikeyi ise bilinçsizce yapılan temizlik ve bakım hizmetleri oluşturuyor. Otomobilleri güzelleştirmek için uygulanan pasta - cila işlemi gerçekte boya yüzeyi için oldukça tehlikeli bir uygulama. Otomobilin dış yüzeyine uygulanan pasta işlemişse, yüzey üzerinde dairesel çizikler ve aşınmalar meydana geliyor. Piyasada bulunan ve amatör kullanıma yönelik cilalar ise boya yüzeyinin çok kısa bir süre parlamasını sağlıyor. Bu da parlatma işleminin sık sık tekrarlanmasına yol açıyor. Fırça ve kova kullanarak yapılan oto yıkama ise boya yüzeyini çiziyor. Otomobil fırçayla yıkandığında yüzey üzerinde bulunan kirler, çiziklerin içine yerleşiyor.
Operasyonel Filo kiralama nedir?
Firmaların araç satın almalarına gerek kalmadan, ihtiyaç duydukları araçları kiralama yolunu tercih etmeleri ve bunun karşılığında periyodik olarak servis, bakım, onarım, sigorta (Kasko vs.) ve yol yardımı gibi bir çok işletim hizmetini de, kiralayıcı firma tarafından uzun vadeli olarak giderilmesi şeklinde tanımlanır.
Temel avantajları nelerdir?
Zaman tasarrufu: Aracın çalınması, kaza yapması veya periyodik bakımlarının uzaması gibi durumlarda, bu sıkıntıları araç kiralama ile giderebilir ve zamandan tasarruf edebilirsiniz.
Maliyet Tasarrufu: Operasyonel kiralama sayesinde; işinizi geliştirmek için, aracınızın bakım - onarım vb mailyetleri için, aylık düzenli ödemelerde kontrol edilebilir bir bütçe elde etmek için, yarar sağlayacaktır.
Kimler tercih etmeli?
- Serbest meslek sahipleri
- Şirketler
- Araçların operasyonel ihtiyaçları için zaman harcamak istemeyenler
- Kaynaklarını daha etkin kullanmak isteyenler
- Kazancını doğrudan araçlardan sağlamayanlar
Nelere dikkat edilmeli?
- Kiralama şirketi ile aranızda yapılan sözleşmeyi mutlak dikkatle okuyun
- İhtiyacınıza uygun sayıda ve nitelikte arç kiralayın
- Araçların size ne kadar süre lazım olacağı ve aracın yıpranma süresini baz alarak sözleşme süresini belirleyin.
- Hizmet ve fiyat dengesini iyice arştırın
- Şirket seçiminizi yaparken, finansal yapısı güçlü ve piyasa tarafından kabul görmüş şirketleri tercih edin.
Temel avantajları nelerdir?
Zaman tasarrufu: Aracın çalınması, kaza yapması veya periyodik bakımlarının uzaması gibi durumlarda, bu sıkıntıları araç kiralama ile giderebilir ve zamandan tasarruf edebilirsiniz.
Maliyet Tasarrufu: Operasyonel kiralama sayesinde; işinizi geliştirmek için, aracınızın bakım - onarım vb mailyetleri için, aylık düzenli ödemelerde kontrol edilebilir bir bütçe elde etmek için, yarar sağlayacaktır.
Kimler tercih etmeli?
- Serbest meslek sahipleri
- Şirketler
- Araçların operasyonel ihtiyaçları için zaman harcamak istemeyenler
- Kaynaklarını daha etkin kullanmak isteyenler
- Kazancını doğrudan araçlardan sağlamayanlar
Nelere dikkat edilmeli?
- Kiralama şirketi ile aranızda yapılan sözleşmeyi mutlak dikkatle okuyun
- İhtiyacınıza uygun sayıda ve nitelikte arç kiralayın
- Araçların size ne kadar süre lazım olacağı ve aracın yıpranma süresini baz alarak sözleşme süresini belirleyin.
- Hizmet ve fiyat dengesini iyice arştırın
- Şirket seçiminizi yaparken, finansal yapısı güçlü ve piyasa tarafından kabul görmüş şirketleri tercih edin.
LPG DöNüŞüMü (OTOGAZ MONTAJI)
Otogaz sektörünün en eskilerinden olan firmamız, TSE tarafından verilen "HİZMET YETERLİLİK BELGESİ", Makine Mühendisleri Odası tarafından verilen "Mühendislik Yetki Belgesi" ve Serbest Mühendislik Müşavirlik Belgesi olan "SMM " belgesine sahiptir. OTOGAZ sektörünün ilklerinden olmanın avantajı ile deneyimli, profesyonel ve bilgi birikimi olan yetişmiş Otogaz Montaj Ustaları vasıtası ile her türlü benzinli araca LPG DÖNÜŞÜMÜ (Otogaz Montajı) yapmaktayız. Lpg Dönüşümlerimizde orijinal yedek parça kullanılmakta olup Otogaz Montajı yapan ustalarımız konularında sertifikalıdır. Aracınıza OTOGAZ MONTAJI yaptırmadan önce, bizden teknik bilgi almanızı ve bilgi almadan montaj yaptırmamanızı tavsiye ederiz.
SEQUENTIAL SiSTEM NEDiR ?
Sırayı takip eden sıralı anlamına gelir. Otomobil üreticileri 1996 yılından sonraki ürettikleri araçlarda yakıt sistemini sıralı olarak üretmişlerdir. Bunun açıklaması şöyle yapılabilir. Enjeksiyonlu araçlarda yakıt sistemini kontrol eden bir elektronik kontrol ünitesi mevcuttur. Bu elektronik kontrol ünitesi yani ECU (halk arasında beyin) aracın yakıt verilerini alır, silindirlerdeki yanmayı sağlar. Buda enjektörlerin ne zaman ve ne aralıklarla açılıp kapanacağının sinyallerini vererek yapar. 1996 yılından önce enjeksiyonlu araçların enjektörleri hepsi birden açarak yakıt püskürtmesi yapmakta idi. Günümüzde ise enjektörler ihtiyaç oranında ECU den aldığı sinyaller doğrultusunda tek tek açarak yanma hücresini doldurur ve tam yanmayı sağlar. Tek tek olan sistemlere sıralı denir.
Teknolojik gelişmeler ve otomobil üreticilerinin bu çalışmalarından sonra LPG dönüşüm kiti üreticileri de bu alanda çok büyük atılımlar yapmıştır. Dönüşüm kitlerini sıralı olarak çalıştırır hale getirmişlerdir.
OTOGAZ SiSTEMi TANITIM BiLGiSi
* Tüm sistemler Avrupa Kalite Belgesi olan. E-CE-R 67 belgelidir
* Bu sistem Avrupa'da 30 yılı aşkın bir süredir kullanılmaktadır. Ayrıca ilk petrol krizinin oluğu dönemden itibaren günümüze kadar Türkiye'de illegal olarak depo yerine tüp takılarak kullanılmış ve kullanılması istenmeyen tüple bile şimdiye kadar en ufak bir kaza olmamıştır.
* Benzinli araçların otogaza dönüşümü oldukça kolay ve ekonomiktir. Bu sistem 15.000. km'de kendini amorti etmektedir. 1 lt. benzinle alınan yol 1.1 lt. sıvı LPG ile (%10 daha fazla ) alınmasına rağmen, 1 lt. benzinin fiyatı, 1 lt. sıvı LPG'nin 2 katı olduğundan km. maliyeti açısından sonuçta %50 oranında ucuzluk sağlamaktadır. LPG ile benzin arasındaki 2 oranı senelerdir hemen hemen hep aynı kalmaktadır.
* LPG Sistemi otomatik güvenlidir. LPG sistemi için kullanılan tüm aksamlar E-CE-R 67 belgelidir. Yakıt tankları kullanma basıncının yaklaşık 9 katı basınçla test edilmektedir. Araçlarda kullanılan benzin deposunun saç kalınlığı 1 mm olup, dayanma basıncı max 5 bardır. LPG tankının saç kalınlığı 4 mm olup 110 bara kadar dayanmaktadır. Buda benzin deposunun dayanma basıncının 22 katı demektir. Tüm dolum tanklarımız sertifikalıdır. Ayrıca yakıt tanklarının güvenliği için tankın %80'den fazla dolumunu engellemek için güvenlik sistemi mevcuttur. Multivalfteki bakır boruda herhangi bir gaz kaçağı söz konusu olduğunda Multivalfteki emniyet sistemi sayesinde gaz otomatik olarak kesilir.
* Otogaz Sistemleri dizel araçlar hariç, diğer tüm araçlara monte edilebilir. Dönüşüm 3-4 saati geçmez.
* Mevcut olan benzin sisteminde hiç bir değişiklik gerektirmez. Aracın içinden kumanda düğmesi sayesinde hem LPG hem de benzinle çalışma imkanı.
* Otogaz Sistemlerinin montajında, profesyonel eğitilmiş, sertifikalı uzman elemanlar kullanılmaktadır. Tüm ustalarımız İtalya tarafından eğitilmiştir.
* Sistem montajında araçta tadilat yapılmaz, sadece birkaç parça eklenir.
* LPG takılan araç montajcı firmadaki görevli makine mühendisi tarafından (bu mühendise Mak. Müh. Odası tarafından yetki belgesi verilmiştir.) kontrolü yapılarak projelendirilip montajcı firmadaki yetkili mühendis onayından sonra ayrıca Makine Mühendisleri Odası tarafından da kontrol edilerek onay verilir.
* Sanayi Bakanlığınca onaylı ruhsat tescil işlemleriniz trafik kanunun 32. maddesi ve Bakanlığı 93/94-95 sayılı tebliğ esaslarına göre trafiğe kayıt işlemleri yapılmaktadır.
* Montaj bitiminde ruhsata işletme imkanı
SEQUENTIAL SiSTEM NEDiR ?
Sırayı takip eden sıralı anlamına gelir. Otomobil üreticileri 1996 yılından sonraki ürettikleri araçlarda yakıt sistemini sıralı olarak üretmişlerdir. Bunun açıklaması şöyle yapılabilir. Enjeksiyonlu araçlarda yakıt sistemini kontrol eden bir elektronik kontrol ünitesi mevcuttur. Bu elektronik kontrol ünitesi yani ECU (halk arasında beyin) aracın yakıt verilerini alır, silindirlerdeki yanmayı sağlar. Buda enjektörlerin ne zaman ve ne aralıklarla açılıp kapanacağının sinyallerini vererek yapar. 1996 yılından önce enjeksiyonlu araçların enjektörleri hepsi birden açarak yakıt püskürtmesi yapmakta idi. Günümüzde ise enjektörler ihtiyaç oranında ECU den aldığı sinyaller doğrultusunda tek tek açarak yanma hücresini doldurur ve tam yanmayı sağlar. Tek tek olan sistemlere sıralı denir.
Teknolojik gelişmeler ve otomobil üreticilerinin bu çalışmalarından sonra LPG dönüşüm kiti üreticileri de bu alanda çok büyük atılımlar yapmıştır. Dönüşüm kitlerini sıralı olarak çalıştırır hale getirmişlerdir.
OTOGAZ SiSTEMi TANITIM BiLGiSi
* Tüm sistemler Avrupa Kalite Belgesi olan. E-CE-R 67 belgelidir
* Bu sistem Avrupa'da 30 yılı aşkın bir süredir kullanılmaktadır. Ayrıca ilk petrol krizinin oluğu dönemden itibaren günümüze kadar Türkiye'de illegal olarak depo yerine tüp takılarak kullanılmış ve kullanılması istenmeyen tüple bile şimdiye kadar en ufak bir kaza olmamıştır.
* Benzinli araçların otogaza dönüşümü oldukça kolay ve ekonomiktir. Bu sistem 15.000. km'de kendini amorti etmektedir. 1 lt. benzinle alınan yol 1.1 lt. sıvı LPG ile (%10 daha fazla ) alınmasına rağmen, 1 lt. benzinin fiyatı, 1 lt. sıvı LPG'nin 2 katı olduğundan km. maliyeti açısından sonuçta %50 oranında ucuzluk sağlamaktadır. LPG ile benzin arasındaki 2 oranı senelerdir hemen hemen hep aynı kalmaktadır.
* LPG Sistemi otomatik güvenlidir. LPG sistemi için kullanılan tüm aksamlar E-CE-R 67 belgelidir. Yakıt tankları kullanma basıncının yaklaşık 9 katı basınçla test edilmektedir. Araçlarda kullanılan benzin deposunun saç kalınlığı 1 mm olup, dayanma basıncı max 5 bardır. LPG tankının saç kalınlığı 4 mm olup 110 bara kadar dayanmaktadır. Buda benzin deposunun dayanma basıncının 22 katı demektir. Tüm dolum tanklarımız sertifikalıdır. Ayrıca yakıt tanklarının güvenliği için tankın %80'den fazla dolumunu engellemek için güvenlik sistemi mevcuttur. Multivalfteki bakır boruda herhangi bir gaz kaçağı söz konusu olduğunda Multivalfteki emniyet sistemi sayesinde gaz otomatik olarak kesilir.
* Otogaz Sistemleri dizel araçlar hariç, diğer tüm araçlara monte edilebilir. Dönüşüm 3-4 saati geçmez.
* Mevcut olan benzin sisteminde hiç bir değişiklik gerektirmez. Aracın içinden kumanda düğmesi sayesinde hem LPG hem de benzinle çalışma imkanı.
* Otogaz Sistemlerinin montajında, profesyonel eğitilmiş, sertifikalı uzman elemanlar kullanılmaktadır. Tüm ustalarımız İtalya tarafından eğitilmiştir.
* Sistem montajında araçta tadilat yapılmaz, sadece birkaç parça eklenir.
* LPG takılan araç montajcı firmadaki görevli makine mühendisi tarafından (bu mühendise Mak. Müh. Odası tarafından yetki belgesi verilmiştir.) kontrolü yapılarak projelendirilip montajcı firmadaki yetkili mühendis onayından sonra ayrıca Makine Mühendisleri Odası tarafından da kontrol edilerek onay verilir.
* Sanayi Bakanlığınca onaylı ruhsat tescil işlemleriniz trafik kanunun 32. maddesi ve Bakanlığı 93/94-95 sayılı tebliğ esaslarına göre trafiğe kayıt işlemleri yapılmaktadır.
* Montaj bitiminde ruhsata işletme imkanı
REGÜLATÖR ;TEKNİK BİLGİ
Görevi :
1- Yüksek basınçta gelen LPG'nin atmosferik basınca dönüşmesini sağlar.
2- Sıvı halindeki LPG'yi, motor suyunun sıcaklığından faydalanarak gaz haline dönüştürmek.
3- Motorun ihtiyacına göre gaz akışını sağlamak.
4- Motorun devrine göre gaz ayarı yapmak.
Özellikleri :
- Gövde ve kapak tamamen composit alüminyum malzemeden yapılmıştır.
- Su ısıtma odası, gaz odasından su/gaz muhafaza koşulu sağlanarak ayrılmıştır.
- Diyafram, contalar, yaylar, ECE-R 67 .01 standartlarına göre LPG kullanımına uygun materyalden yapılmıştır.
- Test basıncı 67.5 bardır.
- 1. Kademe çıkışında gaz akımının tamamen kapatılması bir elektrovalf ile yapılır.
- Rölanti hattı ve ayarı ayrıdır.
Regülatörün elektronik ve vakumlu olarak iki tipi vardır.
Elektronik tipinde regülatörden karbüratöre giden hat kontak ile birlikte çalışır. Gaz hattı açık olsa bile elektrovalf ile gazın motora akışı kesilir.
Pnömatik tiplerde yani vakumlu regülatörlerde alt basınçtan yararlanılır. Sadece motor çalıştığında(manifoltta vakum oluştuğunda) regülatör devreye girer.
Montajı :
Karbüratöre en yakın noktaya ve araca dikey olarak monte edilmelidir.LPG tankından bakır boru aracılığı ile gaz valfine gelen LPG, valften geçtikten sonra PVC kaplı bakır boru aracılığı ile başına havşa açılarak veya yüzük geçirilerek regülatörün girişine bir rekor ile monte edilir.
Regülatörde buharlaşan gazın mikser aralıcığı ile motora gönderilmesi için üstü metal kaplı örgülü hortum kullanılmaktadır. Regülatörün sıcak motor suyunu alan giriş ve çıkışına basınca dayanıklı su hortumları kelepçeler vasıtası ile monte edilir. Bu sıcak su sayesinde likit olan LPG, regülatör içinde bulunan bir elektromanyetik valf aracılığı ile motora gaz olarak gönderilir.
Valf 12 Voltluk elektrik ile çalışır. Bir kablo aracılığı ile seçici anahtardan komut alır. Regülatörün yağ, cüruf ve yabancı partikülleri tutan haznesi mevcuttur. Gaz valfinden likit halde gelen LPG, regülatörde gaz haline dönüşürken, özgül ağırlık farkı nedeniyle gaz haline dönüşemeyen yağ ve partiküller cüruf haznesinde toplanır. Bu haznede birikenler 15.000-20.000 Km.de bir tahliye tıpasından boşaltılmalıdır.
Diyafram LPG kalitesine göre 50.000-100.000 km'de değiştirilmelidir.
MULTIVALF
Görevi:
- LPG tankı üzerine bağlanmaktadır,
- Tanka gaz dolum işlevi yapar,
- Dolum limitini ayarlar,
- Tankdaki yakıt seviyesini gösterir,
- LPG' yi motora gönderir,
- 27 bar basınçta açan basınç emniyet valfi ile tankın içerisindeki aşırı basıncı tahliye eder,
- Herhangi bir nedenden dolayı, motora giden borular delinirse aşırı akış valfi gaz çıkışını keserek emniyeti sağlar,
Doldurma:
Yakıt alma sırasında, yakıt pompasından gelen LPG multivalften geçer. multivalfler, uzun bir dolum süresini önlemek için, LPG'nin geçişine fazla direnç göstermeyecek şekilde dizayn edilmiştir.
Dolum Limiti:
Mevcut standartlar ve güvenlik nedenleriyle depo maksimum miktar deponun toplam kapasitesinin %80'idir. Kalan % 20 lik bölüm LPG buharıyla doldurulur, böylece sıcaklıktaki bir artışla beraber içindeki sıvının bütün hacmi doldurulmadan genleşebilmesine imkan sağlanır. Depoda gaz halindeki LPG için küçükte olsa bir boş hacim bırakılmıştır basıncın tehlikeli seviyelere yükselmesi olasılığı yoktur. Dolma işlemini doğru noktada kesebilmek için, multivalf, bu şamandıraya bağlı olan ve maksimum seviyeye ulaşıldığında LPG akışını kesen bir cihazla donatılmıştır.
Seviye Ölçer:
İki mıknatıs sayesinde depodaki LPG seviyesini ölçmek mümkündür; bunlardan biri tankın içinde olup, şamandıraya bağlı cihazlarla birleşiktir; ikncisi ise deponun dışında olup göstergeye bağlıdır. Kadran dörde ayrılmıştır ve bir bölmede rezerv için mevcuttur. Deponun konumu yüzünden okumanın zor olacağı ya da müşterinin arzu ettiği durumlarda multivalf uygun elektronik dönüştürücülere bağlanabilir. Bu dönüştürücüler, gerekli elektronik devrelere bağlanır ve yakıt seviyesini sürücüye uyarı ışıkları veya başka analog ve dijital sistemler aracılığıyla gösterirler.
LPG Emme İşlemi:
Deponun dibine doğru dönük bir emme borusu sayesinde multivalf sıvı LPG çekilmesini sağlar. Her durumda multivalf motorun ihtiyaç duyacağı maksimum sıvı değerlerinin girişine, aşırı yük kaybına neden olmadan, olanak sağlayacak geçiş bölümlerine sahiptir.
Kesme:
Multivalfin üzerinde emme ve doldurma borularını bloke etmeye yarayan iki vana vardır. Bunlar genel olarak açık konumdadır; ancak bakım işlemi sırasında ya da kaza vb. durumda kapatılabilir. Multivalfe erişim güç olduğundan, emme borusunu kolayca kapatabilmek için multıvalf üzerine elektrovalf monte edilmiştir.
Aşırı akış:
Multivalfin içinde ve LPG emme borusu üzerine yerleştirilen "aşırı akış valfi" 1 bar basınç farkında akışı durdurur.
Montajı :
Multivalf tank üzerine monte edilir. Gazın seviyesini gösterebilmek için bir şamandırası, birde gazın emilmesi için gaz emme borusu bulunmaktadır.
Multivalf montajında en önemli husus, yatay konuma paralel olmasıdır.
MULTİVALF MUHAFAZA KAPAĞI VE HAVALANDIRMA BORUSU
Görevi oluşabilecek gaz kaçaklarının havalandırma boruları sayesinde araç içerisinden tahliye edilmesini sağlar. Multivalf kapağı sızdırmaz şeffaf plastikten imal edilmiştir. Tabanında mufun üzerine oturması için bir delik mevcuttur. Buraya sızdırmazlık için o-ring konmaktadır. Muhafaza kutusundan iki adet çıkış olup, bu çıkışlar vent borularıyla araç dışına irtibatlanmıştır. Bir kaçak durumunda araç bagajının havalandırması sağlanmaktadır.
DIŞARIDAN DOLDURMA NOKTASI
Dünya standartlarında imal edilmiş çok çeşitli dolum ağızları vardır.Türkiye'de ve dünyada en yaygın olarak kullanılan tipe uygun olarak üretilmiştir. Özel pirinç alaşımından yapılmaktadır. Gaz dolum borusunun içinde kalan gazın ,0.5 bar basınca kadar sızmaması için bir bilye ve o-ring ile donatılmıştır. Tampona monte edilmelidir.
BENZİN VALFİ
Benzin otomatiği ve karbüratör arasına konan, benzin akışını sağlayan veya kesen bir parçadır. Elektrovalf ile donatılmıştır.
Benzin valfine gelen elektrik devrelerinden biri (+), diğer şase (nötr) olarak bağlanır.
Montajı :
Bu valf benzin pompası ile karbüratör arasına yerleştirilir. Bu valfin yalnızca karbüratörlü araçlarda kullanıldığı unutulmamalıdır. Bu valfin üzerinde manuel bir kol vardır. Bu kol, elektrik sisteminde herhangi bir arıza durumunda çevrildiğinde, sistemi devre dışı bırakarak, otomatikten karbüratöre benzin akışını serbest bırakır. Buda herhangi bir sistem arızasında aracın yolda kalmasını önlemiş olur.
Şoför mahallindeki yakıt seçici anahtar benzin pozisyonunda ve motor çalışıyor iken bu valf açık olup diğer konumda kapalıdır.
LPG VALFİ
Bakır bir boru ile birbiri ile irtibatlandırılmış LPG tankı ve buharlaştırıcı arasında bulunan elektromanyetik kumandalı bir valftir.
Motor çalışmadığı veya benzin ile çalıştığında LPG akışını kesmektedir.
Seçici anahtardan motorun LPG ile çalışması istendiğinde benzin valfini kapat komutundan sonra regülatöre (buharlaştırıcıya) LPG gönderen elektronik bir alettir.
LPG içinde olabilecek her türlü partikülleri tutmak için özel bir filtresi bulunur.
Valfin gövdesi basınca dayanıklı pirinç, filtresi selüloz malzeme ve özel kauçuktan imal edilmiştir.
Gazvalfi regülatöre en yakın noktadan aracın gövdesine monte edilir. Aracın motor bölümüne dik bir pozisyonda monte edilmelidir.
Filtre ömrü maksimum 50.000 km' dir.
Seçici anahtardan gelen elektrik kablosu LPG valfinin artı ucuna, LPG valfinde bulunan (-) uç da şase (nötr)' ye bağlanır.
CNG
REGÜLATÖR
Görevi:
1-Yüksek basınçta gelen CNG'nin 3 kademede atmosferik basınca dönüşmesini sağlar.
2-Motorun ihtiyacına göre gaz akışını sağlamak.
3-Motorun devrine göre gaz ayarı yapmak.
Özellikleri:
- Gövde ve kapak tamamen ETIAL 150 alüminyum malzemeden yapılmıştır.
- Su ısıtma odası gaz odalarından, su/gaz muhafaza koşulu sağlanarak ayrılmıştır.
- Diyafram, contalar ve yaylar, CNG kullanımına uygun metaryelden yapılmıştır.
- Test basıncı 300 bardır.
- 2. Kademe çıkışında gaz akışının tamamen kapatılması bir elektrovalf ile yapılır.
Montajı :
Karbüratöre en yakın noktaya ve araca dikey olarak monte edilmelidir.
Regülatörün sıcak motor suyunu alan giriş ve çıkışına basınca dayanıklı su hortumları kelepçeler vasıtası ile monte edilir. Valf 12 Voltluk elektrik ile çalışır. Bir kablo aracılığı ile seçici anahtardan komut alır. Regülatörün yağ, cüruf ve yabancı partikülleri tutan haznesi mevcuttur. CNG içindeki yağ ve partiküller cüruf haznesinde toplanır. Bu haznede birikenler 15.000-20.000 Km.de bir tahliye tıpasından boşaltılmalıdır.
Diyafram CNG kalitesine göre 50.000-100.000 km'de değiştirilmelidir.
TANK VANASI
1- CNG tankına monte edilir.
2- Tanka gaz dolumunu sağlar.
3- Herhangi bir nedenden dolayı, motora giden borular delinirse gaz çıkışını keserek emniyeti sağlar.
4- Tank içerisinde oluşan aşırı basınç birikmesini önlemek için basınç tahliye valfi ile donatılmıştır.
DİZEL ARAÇLARDA LPG DÖNÜŞÜMÜ
Bazı elektriksel farklar olmasına rağmen Dizel araçların LPG dönüşümü benzinli araçların LPG dönüşümüne benzer. Dizel dönüşümünde Benzin valfi veya Emilatör kullanılmaz.(+) Kırmızı kablo kerterdeki yağ basınç sensörüne bağlıdır. Bu sensörün asıl amacı motor çalışmıyorken gaz sistemini kesmektir. Bu güvenlik amaçlı olup tüm dizel motorlarda bulunur. Basit anahtar yolu ile gelen 12 Volt,LPG Valfi üzerindeki elektrovalfi açar ve LPG gazının regülatöre ulaşmasını sağlar. Regülatör üzerindeki elektrovalf araç LPG ile çalışmadığı her durumda kapalıdır. Pedal altı anahtarını kullanarak elektrovalf pozisyon alır ve regülatördeki gaz miksere ulaşır. Burada hava ile karışarak silindire ulaşır. Silindir içerisinde gaz ve hava karışımı enjekte edilmiş dizel yakıtı ile karışır.
Dizel'e gereken bu karışımlar az olduğundan,yakıt tasarrufu sağlanır. Bu hem ekonomi sağlar,hemde atmosfere daha az miktarda kirli hava bırakır. Dizel motorlarda buji olmadığından dizel yakıtına daima ihtiyaç duyulacağı unutulmamalıdır.
Gaz ayarı yapmak için ,gaz pedalına yavaşça dokunularak (%20 oranında) ve LPG devreye sokulur,gaz ayar vanasını motor devir sayısı maksimuma ulaşıncaya kadar açılır.
1- Yüksek basınçta gelen LPG'nin atmosferik basınca dönüşmesini sağlar.
2- Sıvı halindeki LPG'yi, motor suyunun sıcaklığından faydalanarak gaz haline dönüştürmek.
3- Motorun ihtiyacına göre gaz akışını sağlamak.
4- Motorun devrine göre gaz ayarı yapmak.
Özellikleri :
- Gövde ve kapak tamamen composit alüminyum malzemeden yapılmıştır.
- Su ısıtma odası, gaz odasından su/gaz muhafaza koşulu sağlanarak ayrılmıştır.
- Diyafram, contalar, yaylar, ECE-R 67 .01 standartlarına göre LPG kullanımına uygun materyalden yapılmıştır.
- Test basıncı 67.5 bardır.
- 1. Kademe çıkışında gaz akımının tamamen kapatılması bir elektrovalf ile yapılır.
- Rölanti hattı ve ayarı ayrıdır.
Regülatörün elektronik ve vakumlu olarak iki tipi vardır.
Elektronik tipinde regülatörden karbüratöre giden hat kontak ile birlikte çalışır. Gaz hattı açık olsa bile elektrovalf ile gazın motora akışı kesilir.
Pnömatik tiplerde yani vakumlu regülatörlerde alt basınçtan yararlanılır. Sadece motor çalıştığında(manifoltta vakum oluştuğunda) regülatör devreye girer.
Montajı :
Karbüratöre en yakın noktaya ve araca dikey olarak monte edilmelidir.LPG tankından bakır boru aracılığı ile gaz valfine gelen LPG, valften geçtikten sonra PVC kaplı bakır boru aracılığı ile başına havşa açılarak veya yüzük geçirilerek regülatörün girişine bir rekor ile monte edilir.
Regülatörde buharlaşan gazın mikser aralıcığı ile motora gönderilmesi için üstü metal kaplı örgülü hortum kullanılmaktadır. Regülatörün sıcak motor suyunu alan giriş ve çıkışına basınca dayanıklı su hortumları kelepçeler vasıtası ile monte edilir. Bu sıcak su sayesinde likit olan LPG, regülatör içinde bulunan bir elektromanyetik valf aracılığı ile motora gaz olarak gönderilir.
Valf 12 Voltluk elektrik ile çalışır. Bir kablo aracılığı ile seçici anahtardan komut alır. Regülatörün yağ, cüruf ve yabancı partikülleri tutan haznesi mevcuttur. Gaz valfinden likit halde gelen LPG, regülatörde gaz haline dönüşürken, özgül ağırlık farkı nedeniyle gaz haline dönüşemeyen yağ ve partiküller cüruf haznesinde toplanır. Bu haznede birikenler 15.000-20.000 Km.de bir tahliye tıpasından boşaltılmalıdır.
Diyafram LPG kalitesine göre 50.000-100.000 km'de değiştirilmelidir.
MULTIVALF
Görevi:
- LPG tankı üzerine bağlanmaktadır,
- Tanka gaz dolum işlevi yapar,
- Dolum limitini ayarlar,
- Tankdaki yakıt seviyesini gösterir,
- LPG' yi motora gönderir,
- 27 bar basınçta açan basınç emniyet valfi ile tankın içerisindeki aşırı basıncı tahliye eder,
- Herhangi bir nedenden dolayı, motora giden borular delinirse aşırı akış valfi gaz çıkışını keserek emniyeti sağlar,
Doldurma:
Yakıt alma sırasında, yakıt pompasından gelen LPG multivalften geçer. multivalfler, uzun bir dolum süresini önlemek için, LPG'nin geçişine fazla direnç göstermeyecek şekilde dizayn edilmiştir.
Dolum Limiti:
Mevcut standartlar ve güvenlik nedenleriyle depo maksimum miktar deponun toplam kapasitesinin %80'idir. Kalan % 20 lik bölüm LPG buharıyla doldurulur, böylece sıcaklıktaki bir artışla beraber içindeki sıvının bütün hacmi doldurulmadan genleşebilmesine imkan sağlanır. Depoda gaz halindeki LPG için küçükte olsa bir boş hacim bırakılmıştır basıncın tehlikeli seviyelere yükselmesi olasılığı yoktur. Dolma işlemini doğru noktada kesebilmek için, multivalf, bu şamandıraya bağlı olan ve maksimum seviyeye ulaşıldığında LPG akışını kesen bir cihazla donatılmıştır.
Seviye Ölçer:
İki mıknatıs sayesinde depodaki LPG seviyesini ölçmek mümkündür; bunlardan biri tankın içinde olup, şamandıraya bağlı cihazlarla birleşiktir; ikncisi ise deponun dışında olup göstergeye bağlıdır. Kadran dörde ayrılmıştır ve bir bölmede rezerv için mevcuttur. Deponun konumu yüzünden okumanın zor olacağı ya da müşterinin arzu ettiği durumlarda multivalf uygun elektronik dönüştürücülere bağlanabilir. Bu dönüştürücüler, gerekli elektronik devrelere bağlanır ve yakıt seviyesini sürücüye uyarı ışıkları veya başka analog ve dijital sistemler aracılığıyla gösterirler.
LPG Emme İşlemi:
Deponun dibine doğru dönük bir emme borusu sayesinde multivalf sıvı LPG çekilmesini sağlar. Her durumda multivalf motorun ihtiyaç duyacağı maksimum sıvı değerlerinin girişine, aşırı yük kaybına neden olmadan, olanak sağlayacak geçiş bölümlerine sahiptir.
Kesme:
Multivalfin üzerinde emme ve doldurma borularını bloke etmeye yarayan iki vana vardır. Bunlar genel olarak açık konumdadır; ancak bakım işlemi sırasında ya da kaza vb. durumda kapatılabilir. Multivalfe erişim güç olduğundan, emme borusunu kolayca kapatabilmek için multıvalf üzerine elektrovalf monte edilmiştir.
Aşırı akış:
Multivalfin içinde ve LPG emme borusu üzerine yerleştirilen "aşırı akış valfi" 1 bar basınç farkında akışı durdurur.
Montajı :
Multivalf tank üzerine monte edilir. Gazın seviyesini gösterebilmek için bir şamandırası, birde gazın emilmesi için gaz emme borusu bulunmaktadır.
Multivalf montajında en önemli husus, yatay konuma paralel olmasıdır.
MULTİVALF MUHAFAZA KAPAĞI VE HAVALANDIRMA BORUSU
Görevi oluşabilecek gaz kaçaklarının havalandırma boruları sayesinde araç içerisinden tahliye edilmesini sağlar. Multivalf kapağı sızdırmaz şeffaf plastikten imal edilmiştir. Tabanında mufun üzerine oturması için bir delik mevcuttur. Buraya sızdırmazlık için o-ring konmaktadır. Muhafaza kutusundan iki adet çıkış olup, bu çıkışlar vent borularıyla araç dışına irtibatlanmıştır. Bir kaçak durumunda araç bagajının havalandırması sağlanmaktadır.
DIŞARIDAN DOLDURMA NOKTASI
Dünya standartlarında imal edilmiş çok çeşitli dolum ağızları vardır.Türkiye'de ve dünyada en yaygın olarak kullanılan tipe uygun olarak üretilmiştir. Özel pirinç alaşımından yapılmaktadır. Gaz dolum borusunun içinde kalan gazın ,0.5 bar basınca kadar sızmaması için bir bilye ve o-ring ile donatılmıştır. Tampona monte edilmelidir.
BENZİN VALFİ
Benzin otomatiği ve karbüratör arasına konan, benzin akışını sağlayan veya kesen bir parçadır. Elektrovalf ile donatılmıştır.
Benzin valfine gelen elektrik devrelerinden biri (+), diğer şase (nötr) olarak bağlanır.
Montajı :
Bu valf benzin pompası ile karbüratör arasına yerleştirilir. Bu valfin yalnızca karbüratörlü araçlarda kullanıldığı unutulmamalıdır. Bu valfin üzerinde manuel bir kol vardır. Bu kol, elektrik sisteminde herhangi bir arıza durumunda çevrildiğinde, sistemi devre dışı bırakarak, otomatikten karbüratöre benzin akışını serbest bırakır. Buda herhangi bir sistem arızasında aracın yolda kalmasını önlemiş olur.
Şoför mahallindeki yakıt seçici anahtar benzin pozisyonunda ve motor çalışıyor iken bu valf açık olup diğer konumda kapalıdır.
LPG VALFİ
Bakır bir boru ile birbiri ile irtibatlandırılmış LPG tankı ve buharlaştırıcı arasında bulunan elektromanyetik kumandalı bir valftir.
Motor çalışmadığı veya benzin ile çalıştığında LPG akışını kesmektedir.
Seçici anahtardan motorun LPG ile çalışması istendiğinde benzin valfini kapat komutundan sonra regülatöre (buharlaştırıcıya) LPG gönderen elektronik bir alettir.
LPG içinde olabilecek her türlü partikülleri tutmak için özel bir filtresi bulunur.
Valfin gövdesi basınca dayanıklı pirinç, filtresi selüloz malzeme ve özel kauçuktan imal edilmiştir.
Gazvalfi regülatöre en yakın noktadan aracın gövdesine monte edilir. Aracın motor bölümüne dik bir pozisyonda monte edilmelidir.
Filtre ömrü maksimum 50.000 km' dir.
Seçici anahtardan gelen elektrik kablosu LPG valfinin artı ucuna, LPG valfinde bulunan (-) uç da şase (nötr)' ye bağlanır.
CNG
REGÜLATÖR
Görevi:
1-Yüksek basınçta gelen CNG'nin 3 kademede atmosferik basınca dönüşmesini sağlar.
2-Motorun ihtiyacına göre gaz akışını sağlamak.
3-Motorun devrine göre gaz ayarı yapmak.
Özellikleri:
- Gövde ve kapak tamamen ETIAL 150 alüminyum malzemeden yapılmıştır.
- Su ısıtma odası gaz odalarından, su/gaz muhafaza koşulu sağlanarak ayrılmıştır.
- Diyafram, contalar ve yaylar, CNG kullanımına uygun metaryelden yapılmıştır.
- Test basıncı 300 bardır.
- 2. Kademe çıkışında gaz akışının tamamen kapatılması bir elektrovalf ile yapılır.
Montajı :
Karbüratöre en yakın noktaya ve araca dikey olarak monte edilmelidir.
Regülatörün sıcak motor suyunu alan giriş ve çıkışına basınca dayanıklı su hortumları kelepçeler vasıtası ile monte edilir. Valf 12 Voltluk elektrik ile çalışır. Bir kablo aracılığı ile seçici anahtardan komut alır. Regülatörün yağ, cüruf ve yabancı partikülleri tutan haznesi mevcuttur. CNG içindeki yağ ve partiküller cüruf haznesinde toplanır. Bu haznede birikenler 15.000-20.000 Km.de bir tahliye tıpasından boşaltılmalıdır.
Diyafram CNG kalitesine göre 50.000-100.000 km'de değiştirilmelidir.
TANK VANASI
1- CNG tankına monte edilir.
2- Tanka gaz dolumunu sağlar.
3- Herhangi bir nedenden dolayı, motora giden borular delinirse gaz çıkışını keserek emniyeti sağlar.
4- Tank içerisinde oluşan aşırı basınç birikmesini önlemek için basınç tahliye valfi ile donatılmıştır.
DİZEL ARAÇLARDA LPG DÖNÜŞÜMÜ
Bazı elektriksel farklar olmasına rağmen Dizel araçların LPG dönüşümü benzinli araçların LPG dönüşümüne benzer. Dizel dönüşümünde Benzin valfi veya Emilatör kullanılmaz.(+) Kırmızı kablo kerterdeki yağ basınç sensörüne bağlıdır. Bu sensörün asıl amacı motor çalışmıyorken gaz sistemini kesmektir. Bu güvenlik amaçlı olup tüm dizel motorlarda bulunur. Basit anahtar yolu ile gelen 12 Volt,LPG Valfi üzerindeki elektrovalfi açar ve LPG gazının regülatöre ulaşmasını sağlar. Regülatör üzerindeki elektrovalf araç LPG ile çalışmadığı her durumda kapalıdır. Pedal altı anahtarını kullanarak elektrovalf pozisyon alır ve regülatördeki gaz miksere ulaşır. Burada hava ile karışarak silindire ulaşır. Silindir içerisinde gaz ve hava karışımı enjekte edilmiş dizel yakıtı ile karışır.
Dizel'e gereken bu karışımlar az olduğundan,yakıt tasarrufu sağlanır. Bu hem ekonomi sağlar,hemde atmosfere daha az miktarda kirli hava bırakır. Dizel motorlarda buji olmadığından dizel yakıtına daima ihtiyaç duyulacağı unutulmamalıdır.
Gaz ayarı yapmak için ,gaz pedalına yavaşça dokunularak (%20 oranında) ve LPG devreye sokulur,gaz ayar vanasını motor devir sayısı maksimuma ulaşıncaya kadar açılır.
NEDEN LPG ?
• Dünyanın önde gelen dev firmaları bu alanda büyük yatırımlara imza atmaktadır. Örneğin TOFAŞ-FIAT otomotiv gibi büyük otomotiv firmaları bu sistemi üretim aşamasında otomobile yerleştirerek LPG uyumlu otomobilleri piyasaya sürmektedirler. BP gibi büyük yakıt sağlayıcı firmalar ise yakıt istasyonlarında LPG üniteleri kurarak bu yakıtın yaygınlaşmasını sağlamaktadır.
• Kullanan araçlar atmosfere daha az miktarda zararlı gaz bırakır. Bu da bizler için solunacak daha temiz bir hava ve daha yeşil bir çevre demektir.
• Kullanan araçlarda LPG yanma neticesinde motorda asit ve karbon atıkları bırakmadığından motorun ömrünün uzun olmasına yardımcı olur. Silindirdeki yağ filminin yırtılması söz konusu olmadığından motor parçalarının ömrü uzar. Motor verimi düşmez çünkü benzine oranla daha yüksek oktan sayısına sahiptir.
• Diğer ülkelerde yıllarca kullanılan , ülkemizde son altı yıldan bu yana kullanılan ve gün geçtikçe hızla yaygınlaşan bu sistemle birlikte akıllarda gerçekçi yanıt bekleyen birçok soru oluşmaktadır. Acaba bu sistem büyük paralar yatırılan otomobillere zarar verebilir mi , motorun işleyişinde anormal gelişmeler yaratır mı ?
• Otomobilinizin Motoruna Zarar Vermez.
• Her şeyden önce mutfağımızdan banyomuza veya büyük sanayi komplekslerine kadar yıllarca kullanılan yaygın , diğer enerji kaynaklarına göre daha ekonomik bir yakıttır.
• Çevre Dostudur.
• Düşük vergi uygulaması nedeniyle benzin ve diğer yakıtlara oranla daha ekonomiktir. • Köklü firmalar tarafından desteklenen , yaygınlaştırılan kaynağı geniş bir yakıttır.
• Hangi araçlar çevrilebilir?
• Benzinle çalışan, katalitik enjeksiyonu olan veya olmayan, karbüratörü bulunan araçlara monte edilebilir. Asıl önemli nokta çevrilebilecek araba benzinle etkin bir şekilde çalışabilmelidir. Özellikle, elektrik ve ateşleme sistemi, bu sistem kurulmadan önce kontrol edilmelidir.
• Dizel araçlarda bu sisteme çevrilebilir. Tesisatları güvenli midir?
• Tüm komponentler ECE-R67.01 regülasyonuna uygun olarak imal edilmektedir ve çalışma basıncının 10 katından daha fazla bir basınç ile test edilmektedir.
• Kullanan araçlar atmosfere daha az miktarda zararlı gaz bırakır. Bu da bizler için solunacak daha temiz bir hava ve daha yeşil bir çevre demektir.
• Kullanan araçlarda LPG yanma neticesinde motorda asit ve karbon atıkları bırakmadığından motorun ömrünün uzun olmasına yardımcı olur. Silindirdeki yağ filminin yırtılması söz konusu olmadığından motor parçalarının ömrü uzar. Motor verimi düşmez çünkü benzine oranla daha yüksek oktan sayısına sahiptir.
• Diğer ülkelerde yıllarca kullanılan , ülkemizde son altı yıldan bu yana kullanılan ve gün geçtikçe hızla yaygınlaşan bu sistemle birlikte akıllarda gerçekçi yanıt bekleyen birçok soru oluşmaktadır. Acaba bu sistem büyük paralar yatırılan otomobillere zarar verebilir mi , motorun işleyişinde anormal gelişmeler yaratır mı ?
• Otomobilinizin Motoruna Zarar Vermez.
• Her şeyden önce mutfağımızdan banyomuza veya büyük sanayi komplekslerine kadar yıllarca kullanılan yaygın , diğer enerji kaynaklarına göre daha ekonomik bir yakıttır.
• Çevre Dostudur.
• Düşük vergi uygulaması nedeniyle benzin ve diğer yakıtlara oranla daha ekonomiktir. • Köklü firmalar tarafından desteklenen , yaygınlaştırılan kaynağı geniş bir yakıttır.
• Hangi araçlar çevrilebilir?
• Benzinle çalışan, katalitik enjeksiyonu olan veya olmayan, karbüratörü bulunan araçlara monte edilebilir. Asıl önemli nokta çevrilebilecek araba benzinle etkin bir şekilde çalışabilmelidir. Özellikle, elektrik ve ateşleme sistemi, bu sistem kurulmadan önce kontrol edilmelidir.
• Dizel araçlarda bu sisteme çevrilebilir. Tesisatları güvenli midir?
• Tüm komponentler ECE-R67.01 regülasyonuna uygun olarak imal edilmektedir ve çalışma basıncının 10 katından daha fazla bir basınç ile test edilmektedir.
GAZ SIZDIRMAZLIK RAPORU NEDiR ?
Sızdırmazlık Raporu, Makine Mühendisleri Odası tarafından, LPG'li ce CNG'li araçların kontrolü sonucunda, araçta gaz kaçağı olmadığına dair rapordur. Daha önceden aracın ruhsatına "LPG" işli araçlar yada yetkili bir firma tarafından montajı yapılmış araçlar, Makine Mühendisleri Odası'na araçlarını kontrol ettirdikten sonra montajı uygunsa ve aracın sızdırmazlığı sağlanmışsa bu raporu alabilirler.
Daha önceden LPG ruhsatı olan araçlar Makine Mühendisleri Odası'nın herhangi biri birimine bu raporu almak için başvurabilirler. Yeni montaj yapılan araçlar ise, Makine Mühendisleri Odası tarafından verilen "SMM" belgesini, montajı yapan firma hangi birimden almışsa, araçlarda "Sızdırmazlık Raporu"nu ve birlikte verilen "Montaj Tespit Raporu"nu aynı birimden alabilirler.
Sızdırmazlık Raporu'nun geçerlilik süresi 1 gündür. Bu yüzden LPG'li araçların, Araç Muayene İstasyonuna gidecekleri gün bu raporu bu raporu almaları uygun olacaktır. Hususi otomobiller 2 yılda bir, ticari araçlar her yıl araç muayene öncesi bu raporu almak zorundadırlar.
Montaj Tespit Raporu, Makine Mühendisleri Odası tarafından, yetkili firmalara verilmiş matbu form evraklar üzerine düzenlenir. Yeni montajı yapılmış araç, Makine Mühendisleri Odasına geldiği zaman aracın Montaj Tespit Raporu, montajı yapan mühendis tarafından onaylanır.
01 Mart 2006 tarihi itibariyle LPG'li araçlara Makine Mühendisleri Odası tarafından LPG/CNG Ruhsatı verilmeye başlanmıştır
Daha önceden LPG ruhsatı olan araçlar Makine Mühendisleri Odası'nın herhangi biri birimine bu raporu almak için başvurabilirler. Yeni montaj yapılan araçlar ise, Makine Mühendisleri Odası tarafından verilen "SMM" belgesini, montajı yapan firma hangi birimden almışsa, araçlarda "Sızdırmazlık Raporu"nu ve birlikte verilen "Montaj Tespit Raporu"nu aynı birimden alabilirler.
Sızdırmazlık Raporu'nun geçerlilik süresi 1 gündür. Bu yüzden LPG'li araçların, Araç Muayene İstasyonuna gidecekleri gün bu raporu bu raporu almaları uygun olacaktır. Hususi otomobiller 2 yılda bir, ticari araçlar her yıl araç muayene öncesi bu raporu almak zorundadırlar.
Montaj Tespit Raporu, Makine Mühendisleri Odası tarafından, yetkili firmalara verilmiş matbu form evraklar üzerine düzenlenir. Yeni montajı yapılmış araç, Makine Mühendisleri Odasına geldiği zaman aracın Montaj Tespit Raporu, montajı yapan mühendis tarafından onaylanır.
01 Mart 2006 tarihi itibariyle LPG'li araçlara Makine Mühendisleri Odası tarafından LPG/CNG Ruhsatı verilmeye başlanmıştır
asr nedir
--------------------------------------------------------------------------------
ASR (Acceleration Slip Regulation - ivme kayması kontrolü) sistemi, frenler ve motor yönetim sistemini birlikte kontrol ederek, tahrik tekerleğinin çekiş yeteneği kaybolduğunda bu durumu algılayarak tekerlek hareketini yavaşlatmakta ve kaymalarını önleyerek, sürücüye yanal ve uzunlamasına dinamik kontrol yeteneği sağlamaktadır. Bu özellik, özellikle çekiş yeteneğinin azaldığı kumlu, karlı, yağmurlu yol koşullarında yararlı olmaktadır.
Sistem, yol yüzeyinin durumuna göre veya performansın fonksiyonu olarak en uygun sürüş kontrolünü sağlamaktadır.
Hangisi olursa olsun, sistem motor tarafından gönderilen torku azaltmak yoluyla devreye girer veya ABS ile koordineli olarak her bir tekerleği bağımsız olarak frenler.
Çekiş kontrolü de ABS gibi modern taşıtlar için önemli bir güvenlik özelliği haline gelmektedir. Ancak yeteneklerinden tam olarak yararlanmak için, geleneksel sürüş stillerinden buna bilinçli bir geçiş yapmak gerekmektedir. Çekiş kontrol yeteneği olan bir taşıta sahipseniz, ABS'de olduğu gibi sistemin karakteristiklerini öğrenmek için güvenli bir alan bularak test sürüşleri yapın. İlave sürüş bilgileri için aracın kataloğunu okumayı da ihmal etmeyin.
ASR tipleri
Sınırlı kaymalı diferansiyel Bu sistem, herhangi bir durum için en iyi çekişi sağlayacak motor torkunu transfer eden sistemdir. Elektronik olmayan bu sistem, genellikle yeni çekiş kontrol sistemleri kadar iyi görev yapamamaktadır. Modern sınırlı kaymalı (limited-slip) diferansiyeller gücü kayma başlamadan hemen önce iyi durumdaki tekerleğe transfer yeteneğine sahiptir, ancak, her iki tekerlek kaygan zeminde ise, sistem etkisiz hale gelmektedir.
Fren sistemi çekiş kontrolü Bu sistem tıpkı ABS'nin tersi gibi görev yapar. Bu tip sistem bazı sensörler ve elemanlar kullanarak ABS'nin uyguladığı gibi frenleme yaparak tekerleklerin boşa dönmesini önlemektedir. Her tekerlek bağımsız olarak kontrol edilir ve bu çeşitli kayganlıktaki zeminler için mükemmel bir düzenleme sağlar. Genellikle pahalı olmayan ve oldukça etkili olan bu sistem, düşük hız kayması için tasarlanmaktadır. Sistem fren sistemini kullandığından, yüksek hız kaymasında çok fazla sürtünme ve ısı çıkışı olmakta ve fren sistemi elemanları hasar verebilmektedir.
Aktarma organları çekiş kontrolü Bu sistem, herhangi bir hızda kayan tekerlek veya tekerleklere gönderilen gücü geciktirmektedir. Fren sistemi çekiş kontrolü gibi aynı ABS-tipi sensörler kullanan bu sistem, şu dört işlemi uygulayan bir işlemciye sahiptir: (a) gaz kesme, böylece ekonomi sağlanmaktadır; (b) yakıt beslemesini kesme; (c) ateşleme avansını azaltma; veya (d) silindirleri kapatma. En gelişmiş aktarma organları çekiş kontrol sistemleri bunların tümünü yapmakta, bunlara ek olarak gaz pedalını sürücünün ayağına doğru iterek çalıştığı konusunda sürücüyü uyarmaktadır. Sistem tüm kaygan zeminlerde gücü kestiğinden, kaymanın arzu edildiği koşullarda sistemi kapatmak için bir düğme bulunmaktadır
ASR (Acceleration Slip Regulation - ivme kayması kontrolü) sistemi, frenler ve motor yönetim sistemini birlikte kontrol ederek, tahrik tekerleğinin çekiş yeteneği kaybolduğunda bu durumu algılayarak tekerlek hareketini yavaşlatmakta ve kaymalarını önleyerek, sürücüye yanal ve uzunlamasına dinamik kontrol yeteneği sağlamaktadır. Bu özellik, özellikle çekiş yeteneğinin azaldığı kumlu, karlı, yağmurlu yol koşullarında yararlı olmaktadır.
Sistem, yol yüzeyinin durumuna göre veya performansın fonksiyonu olarak en uygun sürüş kontrolünü sağlamaktadır.
Hangisi olursa olsun, sistem motor tarafından gönderilen torku azaltmak yoluyla devreye girer veya ABS ile koordineli olarak her bir tekerleği bağımsız olarak frenler.
Çekiş kontrolü de ABS gibi modern taşıtlar için önemli bir güvenlik özelliği haline gelmektedir. Ancak yeteneklerinden tam olarak yararlanmak için, geleneksel sürüş stillerinden buna bilinçli bir geçiş yapmak gerekmektedir. Çekiş kontrol yeteneği olan bir taşıta sahipseniz, ABS'de olduğu gibi sistemin karakteristiklerini öğrenmek için güvenli bir alan bularak test sürüşleri yapın. İlave sürüş bilgileri için aracın kataloğunu okumayı da ihmal etmeyin.
ASR tipleri
Sınırlı kaymalı diferansiyel Bu sistem, herhangi bir durum için en iyi çekişi sağlayacak motor torkunu transfer eden sistemdir. Elektronik olmayan bu sistem, genellikle yeni çekiş kontrol sistemleri kadar iyi görev yapamamaktadır. Modern sınırlı kaymalı (limited-slip) diferansiyeller gücü kayma başlamadan hemen önce iyi durumdaki tekerleğe transfer yeteneğine sahiptir, ancak, her iki tekerlek kaygan zeminde ise, sistem etkisiz hale gelmektedir.
Fren sistemi çekiş kontrolü Bu sistem tıpkı ABS'nin tersi gibi görev yapar. Bu tip sistem bazı sensörler ve elemanlar kullanarak ABS'nin uyguladığı gibi frenleme yaparak tekerleklerin boşa dönmesini önlemektedir. Her tekerlek bağımsız olarak kontrol edilir ve bu çeşitli kayganlıktaki zeminler için mükemmel bir düzenleme sağlar. Genellikle pahalı olmayan ve oldukça etkili olan bu sistem, düşük hız kayması için tasarlanmaktadır. Sistem fren sistemini kullandığından, yüksek hız kaymasında çok fazla sürtünme ve ısı çıkışı olmakta ve fren sistemi elemanları hasar verebilmektedir.
Aktarma organları çekiş kontrolü Bu sistem, herhangi bir hızda kayan tekerlek veya tekerleklere gönderilen gücü geciktirmektedir. Fren sistemi çekiş kontrolü gibi aynı ABS-tipi sensörler kullanan bu sistem, şu dört işlemi uygulayan bir işlemciye sahiptir: (a) gaz kesme, böylece ekonomi sağlanmaktadır; (b) yakıt beslemesini kesme; (c) ateşleme avansını azaltma; veya (d) silindirleri kapatma. En gelişmiş aktarma organları çekiş kontrol sistemleri bunların tümünü yapmakta, bunlara ek olarak gaz pedalını sürücünün ayağına doğru iterek çalıştığı konusunda sürücüyü uyarmaktadır. Sistem tüm kaygan zeminlerde gücü kestiğinden, kaymanın arzu edildiği koşullarda sistemi kapatmak için bir düğme bulunmaktadır
Toyota Yaris ile gizli Cennet Selime’ye Yolculuk!
Toyota Yaris ile kendine özgü sivri uçlu şapkasız dev peri bacalarının ve dünyanın en büyük oyma katedralinin olduğu Selime’den başlayıp bozkırın ortasında bir vaha olan Ihlara Vadisi’nden çıkıyoruz.
İstanbul’dan yola çıkarak yaptığımız bu uzun yolculuk sırasında Yaris, sürüş rahatlığı ve konforuyla göz doldurdu. Gezi aracımızda sürücü-yolcu ve yan hava yastıkları, ABS, EBD, fren destek sistemi, kaza anında katlanan direksiyon kolonu ve fren pedalı, otomatik klima, yol bilgisayarı, radyo-CD-MP3 çalar, uzaktan kumandalı merkezi kilit, elektrikli ön camlar, immobilizer, yükseklik ve derinlik yarlı elektro-hidrolik direksiyon. Easy Flat koltuk sistemi, elektrikli ve ısıtmalı yan aynalar, yükseklik ayarlı farlar, sis farları ve deri direksiyon gibi donanımlar bulunuyor.
Selime’de yörenin hemen her yerinde görülen kayadan oyma kiliseler yoğunlukta. Fakat en önemli kilise, yüksekçe bir yerde olan kayaya oyulmuş Selime Katedrali. Dünyanın en büyük kayaya oyulmuş katedrali olma özelliğini taşıyan Selime Katedrali’nin hemen yanı başında da vadinin diğer kısımlarında görülmeyen peri bacalarını görmek mümkün. Dik bir yamacın eteklerine yaslanmış sivri uçlu şapkasız dev peri bacaları oldukça güzel bir görüntü teşkil ediyor. Kasabaya adını veren ve Selçuklu Dönemi’ne ait Selime Sultan Türbesi de yol kenarından görülebiliyor. Selime’de aracınızı yol kenarına park ettiğinizde, etrafınızın rehberlik hizmeti vermeye gönüllü köylü çocuklarıyla dolduğunu görebilirsiniz. Verdikleri bilgiler ve İngilizce açıklamalarıyla, yaşlarını oranladığınızda şaşırabilirsiniz.
Selime’den sonra Yaprakhisar’ın hemen üzerinde her türlü romatizmal hastalıklara iyi geldiği söylenen mineral bakımından oldukça zengin Ziga Kaplıcaları geliyor. Panoramik vadi manzarası ve 4 yıldızlı tesisiyle oldukça ilgi çeken bir yer burası. Buradan Belisırma köyü’ne geçiyoruz.
Belisırma, vadi yürüyüş parkurunun isteğinize göre başlangıç veya bitiş noktalarından. Burası inanılmaz güzel bir yürüyüş parkuru. Dilerseniz köye çıkıp köy kahvesinde çayınızı yudumlayıp misafirperver, güler yüzlü, Anadolu insanlarıyla hoş bir sohbete bile dalabilirsiniz.
Ihlara Vadisi, 14 km uzunluğu ve 100-150 metreyi bulan yüksekliğiyle, bozkırın ortasında bir vaha gibi duruyor. Vadiye indiğinizde kendinizi doğal ve tarihi güzelliğe kaptırmamanız mümkün değil. Ihlara’dan başlayıp Selime’de son bulan vadinin uzunluğu 14 km. Vadiye inip çıkmak, özellikle yaz aylarında biraz yorucu.
Ihlara Vadisi’nin tarihi çok eskilere dayanıyor. Vadi yapısal özelliklerinden dolayı 9’uncu yüzyıldan itibaren keşiş ve rahipler için çok uygun bir inziva ve ibadet yeri, savaş ve istila gibi olağanüstü durumlardaysa gizlenme ve korunma yeri olmuş.
Selime Rehberi
Nerede kalınır?
Selime’de, özellikle de Ihlara Vadisi’nin çevresinde birçok pansiyon bulunuyor. Fakat daha konforlu yerlerde konaklamak isterseniz, yarım saat mesafede bulunan Aksaray’da kalabilirsiniz. Vadi içinde kamp ve piknik yapmak yasak; fakat vadi girişindeki tesis önünde çadır kurulabiliyor.
Grand Eras Otel 0382 212 08 08
Ağaçlı Melendiz Otel 0382 215 24 00
Karballa Hotel 0382 451 21 06
Star Pansiyon 0382 453 74 29
Anatolia pansiyon 0382 453 74 40
Akar Pansiyon 0382 453 75 11
Ne yenir?
Belisırma’da ve ırmak içerisine masa atmış kır lokantalarında testi kebabı, saç tava, kıymalı pide, ızgara çeşitleri ve yöresel yemekler yiyebilirsiniz. Yine Ihlara yolu üzerindeki lokantalarda tatlı su balığından deniz balığına kadar her türlü balık çeşidini de bulmanız mümkün. Oldukça temiz işletmeler ve fiyatlar da diğer turizm beldelerine göre şaşırtıcı derecede ucuz.
Nasıl gidilir?
Selime, Ankara’ya 250 km, Konya’ya 172 km, İstanbul’a 674 km, İzmir’e 721 km uzaklıkta. Selime’ye gitmek için Aksaray’a gelip Nevşehir yönüne devam ederseniz 11 km sonra sağda Selime ve Ihlara levhasını göreceksiniz. Sapaktan sonra da yol asfalt ve oldukça düzgün.
Kaynak: Otohaber dergisi / Mehmet Ali Özyön
İstanbul’dan yola çıkarak yaptığımız bu uzun yolculuk sırasında Yaris, sürüş rahatlığı ve konforuyla göz doldurdu. Gezi aracımızda sürücü-yolcu ve yan hava yastıkları, ABS, EBD, fren destek sistemi, kaza anında katlanan direksiyon kolonu ve fren pedalı, otomatik klima, yol bilgisayarı, radyo-CD-MP3 çalar, uzaktan kumandalı merkezi kilit, elektrikli ön camlar, immobilizer, yükseklik ve derinlik yarlı elektro-hidrolik direksiyon. Easy Flat koltuk sistemi, elektrikli ve ısıtmalı yan aynalar, yükseklik ayarlı farlar, sis farları ve deri direksiyon gibi donanımlar bulunuyor.
Selime’de yörenin hemen her yerinde görülen kayadan oyma kiliseler yoğunlukta. Fakat en önemli kilise, yüksekçe bir yerde olan kayaya oyulmuş Selime Katedrali. Dünyanın en büyük kayaya oyulmuş katedrali olma özelliğini taşıyan Selime Katedrali’nin hemen yanı başında da vadinin diğer kısımlarında görülmeyen peri bacalarını görmek mümkün. Dik bir yamacın eteklerine yaslanmış sivri uçlu şapkasız dev peri bacaları oldukça güzel bir görüntü teşkil ediyor. Kasabaya adını veren ve Selçuklu Dönemi’ne ait Selime Sultan Türbesi de yol kenarından görülebiliyor. Selime’de aracınızı yol kenarına park ettiğinizde, etrafınızın rehberlik hizmeti vermeye gönüllü köylü çocuklarıyla dolduğunu görebilirsiniz. Verdikleri bilgiler ve İngilizce açıklamalarıyla, yaşlarını oranladığınızda şaşırabilirsiniz.
Selime’den sonra Yaprakhisar’ın hemen üzerinde her türlü romatizmal hastalıklara iyi geldiği söylenen mineral bakımından oldukça zengin Ziga Kaplıcaları geliyor. Panoramik vadi manzarası ve 4 yıldızlı tesisiyle oldukça ilgi çeken bir yer burası. Buradan Belisırma köyü’ne geçiyoruz.
Belisırma, vadi yürüyüş parkurunun isteğinize göre başlangıç veya bitiş noktalarından. Burası inanılmaz güzel bir yürüyüş parkuru. Dilerseniz köye çıkıp köy kahvesinde çayınızı yudumlayıp misafirperver, güler yüzlü, Anadolu insanlarıyla hoş bir sohbete bile dalabilirsiniz.
Ihlara Vadisi, 14 km uzunluğu ve 100-150 metreyi bulan yüksekliğiyle, bozkırın ortasında bir vaha gibi duruyor. Vadiye indiğinizde kendinizi doğal ve tarihi güzelliğe kaptırmamanız mümkün değil. Ihlara’dan başlayıp Selime’de son bulan vadinin uzunluğu 14 km. Vadiye inip çıkmak, özellikle yaz aylarında biraz yorucu.
Ihlara Vadisi’nin tarihi çok eskilere dayanıyor. Vadi yapısal özelliklerinden dolayı 9’uncu yüzyıldan itibaren keşiş ve rahipler için çok uygun bir inziva ve ibadet yeri, savaş ve istila gibi olağanüstü durumlardaysa gizlenme ve korunma yeri olmuş.
Selime Rehberi
Nerede kalınır?
Selime’de, özellikle de Ihlara Vadisi’nin çevresinde birçok pansiyon bulunuyor. Fakat daha konforlu yerlerde konaklamak isterseniz, yarım saat mesafede bulunan Aksaray’da kalabilirsiniz. Vadi içinde kamp ve piknik yapmak yasak; fakat vadi girişindeki tesis önünde çadır kurulabiliyor.
Grand Eras Otel 0382 212 08 08
Ağaçlı Melendiz Otel 0382 215 24 00
Karballa Hotel 0382 451 21 06
Star Pansiyon 0382 453 74 29
Anatolia pansiyon 0382 453 74 40
Akar Pansiyon 0382 453 75 11
Ne yenir?
Belisırma’da ve ırmak içerisine masa atmış kır lokantalarında testi kebabı, saç tava, kıymalı pide, ızgara çeşitleri ve yöresel yemekler yiyebilirsiniz. Yine Ihlara yolu üzerindeki lokantalarda tatlı su balığından deniz balığına kadar her türlü balık çeşidini de bulmanız mümkün. Oldukça temiz işletmeler ve fiyatlar da diğer turizm beldelerine göre şaşırtıcı derecede ucuz.
Nasıl gidilir?
Selime, Ankara’ya 250 km, Konya’ya 172 km, İstanbul’a 674 km, İzmir’e 721 km uzaklıkta. Selime’ye gitmek için Aksaray’a gelip Nevşehir yönüne devam ederseniz 11 km sonra sağda Selime ve Ihlara levhasını göreceksiniz. Sapaktan sonra da yol asfalt ve oldukça düzgün.
Kaynak: Otohaber dergisi / Mehmet Ali Özyön
Concept car iQ
Ultra kompakt, çevreyle dost şık iç mekan tasarımı. Toyota concept car iQ ile yeniden tasarlanan şehir içi ulaşım, sokaklarda bir devrimi ifade ediyor.
Alışılmamış ve farklı kompakt dış tasarım 3 metrenin altında bir uzunluğa sahip, yani yaklaşık olarak AYGO'dan 0.5 m ve Yaris'ten 0.75 m daha kısa. Tekerleklerin tam köşe noktalarına akıllıca yerleştirilmesi, concept car iQ in güvenli ve dengeli yol konumunu hala koruduğu anlamına geliyor. Bu özellik ayrıca iç oturma alanını da en üst düzeye çıkarıyor. Bir yandan geniş iç mekan duygusu verirken, diğer yandan da en ufak boşluğa bile kolayca giriyor.
Çok yönlü oturma düzeniyle, 2 kişilik temel düzenlemeden 4 yetişkin veya bagaj alanı ile birlikte 3 yetişkin için oturma alanı sunulan düzenlemelere çabucak geçebilirsiniz. Panoramik açılır tavan (sunroof) ışığın her yönden içeri girmesini sağlayarak concept car iQ in geniş iç mekan hissini artırıyor.
Minyatürleştirilmiş teknoloji, tamamı manta tasarımlı, ultra kompakt bir kontrol paneline yerleştirilen ısıtma/havalandırma sistemine ve gösterge bölmesine imkan sağlıyor. 3'ü 1 arada 3D kontrol göstergeleri direksiyon simidine monte edilmiştir. Direksiyon üzerindeki ses ve navigasyon kontrolleri ise bir GPS yol bulucu ile birlikte ön cama yansıtılmaktadır.
Alışılmamış ve farklı kompakt dış tasarım 3 metrenin altında bir uzunluğa sahip, yani yaklaşık olarak AYGO'dan 0.5 m ve Yaris'ten 0.75 m daha kısa. Tekerleklerin tam köşe noktalarına akıllıca yerleştirilmesi, concept car iQ in güvenli ve dengeli yol konumunu hala koruduğu anlamına geliyor. Bu özellik ayrıca iç oturma alanını da en üst düzeye çıkarıyor. Bir yandan geniş iç mekan duygusu verirken, diğer yandan da en ufak boşluğa bile kolayca giriyor.
Çok yönlü oturma düzeniyle, 2 kişilik temel düzenlemeden 4 yetişkin veya bagaj alanı ile birlikte 3 yetişkin için oturma alanı sunulan düzenlemelere çabucak geçebilirsiniz. Panoramik açılır tavan (sunroof) ışığın her yönden içeri girmesini sağlayarak concept car iQ in geniş iç mekan hissini artırıyor.
Minyatürleştirilmiş teknoloji, tamamı manta tasarımlı, ultra kompakt bir kontrol paneline yerleştirilen ısıtma/havalandırma sistemine ve gösterge bölmesine imkan sağlıyor. 3'ü 1 arada 3D kontrol göstergeleri direksiyon simidine monte edilmiştir. Direksiyon üzerindeki ses ve navigasyon kontrolleri ise bir GPS yol bulucu ile birlikte ön cama yansıtılmaktadır.
Otomobil tasarımcılarının görevi nedir?
Yeni bir otomobil tasarlamak, kişisel ifadeyle pazarın gerçekleri arasında orta yolu bulmaktır. Otomobil tasarımcıları geliştirme ve üretim mühendisleri, iç ve dış mekan tasarımcıları, modelleme ustaları ve ergonomi mühendisleri ile ortak bir çalışma yürütür.
Yeni tasarım tekliflerinde pek çok kaynaktan alınan girdiler göz önünde tutulur. Toyota tasarımcıları tasarımlarını satış ve pazarlama departmanlarının pazar araştırmalarıyla trend ve hedef kitle analizlerini baz alarak belirledikleri gereksinimlere göre yaparlar. Ayrıca, farklı ülkelerdeki araç sahiplerinin tercihlerini de göz önüne alırlar.
Bu son derece karmaşık süreç boyunca ilk tasarım fikri defalarca gözden geçirilerek geliştirilir. Ortaya çıkan yüzlerce taslak ve öneri incelendikten sonra, üzerinde en çok uzlaşma sağlanan tasarımların çamur modelleri üretilerek Toyota Yönetim Kurulu'na sunulur.
Gerekli tasarım becerileri
- Tasarım okulunda geçirdiğiniz zaman süresinde şu becerileri edinmeli ve geliştirmelisiniz:
- Çok iyi derece taslak ve serbest el çizim becerileri
- Köpük, alçı ve reçine ile iyi derecede model yapma becerileri
- Hızlı prototip hazırlama teknolojilerine aşinalık
- Vektör bazlı yazılım paketlerini (ör. Freehand) kullanma becerileri
- Endüstri standardı 3D modelleme yazılım paketlerinden birini iyi derecede kullanma becerileri
- 2D CAD becerileri (örnek: Autocad).
- İyi derecede sunum yapma ve iletişim becerileri
- Rapor yazma becerileri.
- Tasarım okulu öncesi, okul boyunca ve sonrası endüstriyel deneyim.
- Pozitif ve negatif alan etkileşimine karşı yetenek.
- Portföyünüz bir fikri nasıl sıfırdan geliştirerek 3D modele dönüştürdüğünüzü göstermelidir.
- Ürün geliştirme süreci hakkında iyi derecede bilgi sahibi olma.
- Kaynak, pres, lazerle kesim, metal plaka üretimi, kompozit materyaller, püskürtmeli kalıplama gibi otomobil üretim teknikleri hakkında bilgi sahibi olma.
Yeni tasarım tekliflerinde pek çok kaynaktan alınan girdiler göz önünde tutulur. Toyota tasarımcıları tasarımlarını satış ve pazarlama departmanlarının pazar araştırmalarıyla trend ve hedef kitle analizlerini baz alarak belirledikleri gereksinimlere göre yaparlar. Ayrıca, farklı ülkelerdeki araç sahiplerinin tercihlerini de göz önüne alırlar.
Bu son derece karmaşık süreç boyunca ilk tasarım fikri defalarca gözden geçirilerek geliştirilir. Ortaya çıkan yüzlerce taslak ve öneri incelendikten sonra, üzerinde en çok uzlaşma sağlanan tasarımların çamur modelleri üretilerek Toyota Yönetim Kurulu'na sunulur.
Gerekli tasarım becerileri
- Tasarım okulunda geçirdiğiniz zaman süresinde şu becerileri edinmeli ve geliştirmelisiniz:
- Çok iyi derece taslak ve serbest el çizim becerileri
- Köpük, alçı ve reçine ile iyi derecede model yapma becerileri
- Hızlı prototip hazırlama teknolojilerine aşinalık
- Vektör bazlı yazılım paketlerini (ör. Freehand) kullanma becerileri
- Endüstri standardı 3D modelleme yazılım paketlerinden birini iyi derecede kullanma becerileri
- 2D CAD becerileri (örnek: Autocad).
- İyi derecede sunum yapma ve iletişim becerileri
- Rapor yazma becerileri.
- Tasarım okulu öncesi, okul boyunca ve sonrası endüstriyel deneyim.
- Pozitif ve negatif alan etkileşimine karşı yetenek.
- Portföyünüz bir fikri nasıl sıfırdan geliştirerek 3D modele dönüştürdüğünüzü göstermelidir.
- Ürün geliştirme süreci hakkında iyi derecede bilgi sahibi olma.
- Kaynak, pres, lazerle kesim, metal plaka üretimi, kompozit materyaller, püskürtmeli kalıplama gibi otomobil üretim teknikleri hakkında bilgi sahibi olma.
HDi Nedir?
Yıl 1959... Paris otomobil fuarında sergilenen Peugeot 403 seri üretimi gerçeklerştirilen ilk dizel otomobil olarak tarihe geçti. Yıl 1998... Peugeot, yeni nesil dizel teknolojisi HDi motoru üretti. Yıl 2006... Bugün, üstün HDi teknolojisiyle, çok düşük yakıt tüketimini ve en son derece yüksek bir performansı birarada yaşatan Peugeot'nun HDi modelleri, Avrupa ve Türkiye'nin en çok tercih edilen otomobilleri.
Peugeot HDi motorları devrim yaratan "common rail" (ortak yakıt yolu) yüksek basınçlı püskürtme sistemi üzerine inşa edilmiştir. Yüksek mühendislik ve teknoloji ürünü olan HDi motorları yakıtın yüksek basınçla sürekli akışını ve yakıt püskürtmelerinin kusursuz kontrolünü sağlar. HDi teknolojisi sağladığı esneklik, tork ve güçle büyük bir sürüş zevki sunar ve yakıt tüketimini, hava kirliliğini, yanma gürültülerini ve titreşimleri azaltır.
HDi teknolojisi nasıl çalışır?
Elektronik olarak kontrol edilmekte olan enjektörler yüksek basınç altında (1350 bar) tutulan ortak bir yakıt besleme yoluna bağlıdır. Ortak yakıt yolu sistemine özgü çok hassas bir elektronik beyin motor sıcaklığı, hava sıcaklığı, atmosferik hava basıncı ve hatta gaz pedalının konumu da dahil bir çok parametreyi gözlemler. Bu faktörleri göz önüne alan elektronik beyin otomobilin motoru içindeki yakıt besleme, püskürtme basıncı ve yakıtın silindirlere püskürtülme hızı gibi işlemleri düzenler. Enjektörler her silindirin içine tam olarak belirlenmiş miktarda yakıtın püskürtülmesini sağlayan değişken kontrol kafalarına sahiptir. Ayrıca elektronik beyin yakıtın silindirlere en doğru zamanda püskürtülmesini garantiler.
Püskürtülen yakıt miktarı ve püskürtme süresi, püskürtme basıncından ve motorun döngüsünden bağımsız olarak ayarlanır. Bu fonksiyonların ayrıştırılması:
Ön veya pilot püskürtmenin belirli miktarda ve sürede yapılmasını ve bunun neticesinde motor gürültüsünün ve motor tarafından atılan krili gazların miktarını azaltılmasını,
Ateşleme kıvılcımı ve gereken güç çıkışına göre ayarlanan ana püskürtme yapılmasını olanaklı kılar.
Yakıt Tüketimi ve Tork Bilgileri
Bazı HDi modellerinin yakıt tüketimi ve tork bilgileri aşağıda verilmiştir.
HDi: Ekonomik kullanım ve bakım maliyetleri…
HDi motor bir önceki jenerasyon dizel motorlarla karşılaştırıldığında %20 yakıt ekonomisi sağlar. Ayrıca periyodik bakım aralıkları ve maliyetleri de bir önceki jenerasyon dizel motorlara göre daha düşüktür.
Bu mükemmel ekonomiklik üç önemli ekolojik yeniliğin sonucudur.
Ortak yakıt yolu sistemi...
Bosch ile birlikte geliştirilmiş olan ortak yakıt yolu sistemi yüksek basınç pompası kullanmaktadır(1350 bar). Silindirlere püskürtülen yakıt miktarı elektronik beyin sayesinde kesinlikle ayarlanabilmektedir. Püskürtme deliklerindeki küçük çaplı memeler yakıtın yanmadan önce tamamen buharlaştırılmasını garantilemektedir.
Özel dizayn edilmiş yanma odası...
Yanma odası mükemmel bir hava sirkülasyonu sağlayacak şekilde dizayn edilmiştir ve ideal bir yakıt-hava karışımı sağlanmasını garantilemektedir. Bu özellik yakıt-hava karışımının neredeyse tamamen yanmasına katkıda bulunur ve çok yüksek bir verimlilik sağlar.
Yeni tip motor yağı...
HDi motor yüksek ekonomi sağlaması için yeni tip bir motor yağı kullanmaktadır
HDi: Çevreye saygı...
HDi teknolojisi ve özellikle de "pilot püskürtme" özelliği daha verimli yanma ve yakıtın tamamen yakılmasını sağlar. Bu da egzos gazlarının azaltılması demektir.
Normal standartlarla karşılaştırıldığında HDi motor sera etkisi yapan gazlarda (CO2) %20, ozona zararlı gazlarda %50 ve kurum parçacıklarında %50 azalma sağlamaktadır. HDi motor çevrenin korunmasına katkıda bulunmaktadır.
Gürültü ve titreşim seviyesinde önemli azalma...
Ön püskürtme veya pilot püskürtme silindirlerin esas yakıt püskürtmesi olmadan önce ısınmasına yardımcı olur ve böylece ateşleme zamanını ve yanma sürecinin başlangıcındaki yakıt ateşlenmesini kısaltır. Bunun sonucu olarak dizel motorlarda mevcut olan tipik tıkırtı sesi azaltılır ve motor gürültüsü benzinli motorların seviyesine düşer. Azaltılmış motor sürtünmesi, ekstra hafif hareketli parçalar ve motor bloğunun özel dizaynı sayesinde motorun sebep olduğu titreşimler minimum seviyeye iner.
Düşük devirlerde ataklık…
Ortak Yakıt Yolu sistemi motorun düşük devirde çalıştığı durumlarda bile yakıtın yüksek basınç altında püskürtülmesini sağlar. Bu özellik motorun düşük devirlerde daha fazla çekiş gücü üretmesini ve bu yüksek çekiş gücünü geniş bir devir yelpazesinde verebilmesini sağlar. Bunun sonucu olarak daha yumuşak, daha atak ve gerektiğinde güvenli ve kolay olarak kullanıcı isteklerine cevap verebilen bir motor elde edilmiş olur.
HDi Güç Dağıtımı...
Yakıt ekonomisi sağlamanın yanında güç üretimi ve ivmelenmeyi iyileştirmek için sübap sistemi sürtünmeyi azaltacak şekilde tasarlanmıştır. Pistonlar, miller ve motor sübapları önemli oranda hafifletilmiş (%50) ve bunun neticesinde motordaki hareketli parçaların ataleti azaltılmıştır.
Peugeot HDi motorları devrim yaratan "common rail" (ortak yakıt yolu) yüksek basınçlı püskürtme sistemi üzerine inşa edilmiştir. Yüksek mühendislik ve teknoloji ürünü olan HDi motorları yakıtın yüksek basınçla sürekli akışını ve yakıt püskürtmelerinin kusursuz kontrolünü sağlar. HDi teknolojisi sağladığı esneklik, tork ve güçle büyük bir sürüş zevki sunar ve yakıt tüketimini, hava kirliliğini, yanma gürültülerini ve titreşimleri azaltır.
HDi teknolojisi nasıl çalışır?
Elektronik olarak kontrol edilmekte olan enjektörler yüksek basınç altında (1350 bar) tutulan ortak bir yakıt besleme yoluna bağlıdır. Ortak yakıt yolu sistemine özgü çok hassas bir elektronik beyin motor sıcaklığı, hava sıcaklığı, atmosferik hava basıncı ve hatta gaz pedalının konumu da dahil bir çok parametreyi gözlemler. Bu faktörleri göz önüne alan elektronik beyin otomobilin motoru içindeki yakıt besleme, püskürtme basıncı ve yakıtın silindirlere püskürtülme hızı gibi işlemleri düzenler. Enjektörler her silindirin içine tam olarak belirlenmiş miktarda yakıtın püskürtülmesini sağlayan değişken kontrol kafalarına sahiptir. Ayrıca elektronik beyin yakıtın silindirlere en doğru zamanda püskürtülmesini garantiler.
Püskürtülen yakıt miktarı ve püskürtme süresi, püskürtme basıncından ve motorun döngüsünden bağımsız olarak ayarlanır. Bu fonksiyonların ayrıştırılması:
Ön veya pilot püskürtmenin belirli miktarda ve sürede yapılmasını ve bunun neticesinde motor gürültüsünün ve motor tarafından atılan krili gazların miktarını azaltılmasını,
Ateşleme kıvılcımı ve gereken güç çıkışına göre ayarlanan ana püskürtme yapılmasını olanaklı kılar.
Yakıt Tüketimi ve Tork Bilgileri
Bazı HDi modellerinin yakıt tüketimi ve tork bilgileri aşağıda verilmiştir.
HDi: Ekonomik kullanım ve bakım maliyetleri…
HDi motor bir önceki jenerasyon dizel motorlarla karşılaştırıldığında %20 yakıt ekonomisi sağlar. Ayrıca periyodik bakım aralıkları ve maliyetleri de bir önceki jenerasyon dizel motorlara göre daha düşüktür.
Bu mükemmel ekonomiklik üç önemli ekolojik yeniliğin sonucudur.
Ortak yakıt yolu sistemi...
Bosch ile birlikte geliştirilmiş olan ortak yakıt yolu sistemi yüksek basınç pompası kullanmaktadır(1350 bar). Silindirlere püskürtülen yakıt miktarı elektronik beyin sayesinde kesinlikle ayarlanabilmektedir. Püskürtme deliklerindeki küçük çaplı memeler yakıtın yanmadan önce tamamen buharlaştırılmasını garantilemektedir.
Özel dizayn edilmiş yanma odası...
Yanma odası mükemmel bir hava sirkülasyonu sağlayacak şekilde dizayn edilmiştir ve ideal bir yakıt-hava karışımı sağlanmasını garantilemektedir. Bu özellik yakıt-hava karışımının neredeyse tamamen yanmasına katkıda bulunur ve çok yüksek bir verimlilik sağlar.
Yeni tip motor yağı...
HDi motor yüksek ekonomi sağlaması için yeni tip bir motor yağı kullanmaktadır
HDi: Çevreye saygı...
HDi teknolojisi ve özellikle de "pilot püskürtme" özelliği daha verimli yanma ve yakıtın tamamen yakılmasını sağlar. Bu da egzos gazlarının azaltılması demektir.
Normal standartlarla karşılaştırıldığında HDi motor sera etkisi yapan gazlarda (CO2) %20, ozona zararlı gazlarda %50 ve kurum parçacıklarında %50 azalma sağlamaktadır. HDi motor çevrenin korunmasına katkıda bulunmaktadır.
Gürültü ve titreşim seviyesinde önemli azalma...
Ön püskürtme veya pilot püskürtme silindirlerin esas yakıt püskürtmesi olmadan önce ısınmasına yardımcı olur ve böylece ateşleme zamanını ve yanma sürecinin başlangıcındaki yakıt ateşlenmesini kısaltır. Bunun sonucu olarak dizel motorlarda mevcut olan tipik tıkırtı sesi azaltılır ve motor gürültüsü benzinli motorların seviyesine düşer. Azaltılmış motor sürtünmesi, ekstra hafif hareketli parçalar ve motor bloğunun özel dizaynı sayesinde motorun sebep olduğu titreşimler minimum seviyeye iner.
Düşük devirlerde ataklık…
Ortak Yakıt Yolu sistemi motorun düşük devirde çalıştığı durumlarda bile yakıtın yüksek basınç altında püskürtülmesini sağlar. Bu özellik motorun düşük devirlerde daha fazla çekiş gücü üretmesini ve bu yüksek çekiş gücünü geniş bir devir yelpazesinde verebilmesini sağlar. Bunun sonucu olarak daha yumuşak, daha atak ve gerektiğinde güvenli ve kolay olarak kullanıcı isteklerine cevap verebilen bir motor elde edilmiş olur.
HDi Güç Dağıtımı...
Yakıt ekonomisi sağlamanın yanında güç üretimi ve ivmelenmeyi iyileştirmek için sübap sistemi sürtünmeyi azaltacak şekilde tasarlanmıştır. Pistonlar, miller ve motor sübapları önemli oranda hafifletilmiş (%50) ve bunun neticesinde motordaki hareketli parçaların ataleti azaltılmıştır.
otomobilin geçmişi
Arabaların geçmişi, bütün çağların en önemli mekanik icadı olan tekerleğin geçmişine kadar uzanır. İlk tekerleğin günümüzden yaklaşık 5000 yıl önce Mezopotamya’ da kullanıldığı ortaya çıkarılmıştır. Atlı arabaların ise MÖ 2000' li yıllarda kullanıldığı bilinmektedir.
Makine gücü ile çalışan ilk arabaların geçmişi 1600’ lü yıllara kadar uzanır. 1680 yılında Newton Buharlı Makina ile çalışan Arabasını tasarladı ve ilk atsız araba olmasından dolayı bu arabaya “ Kendi kendine gider “ anlamına gelen “ OTOMOBİL “ ismini verdi. 1712 yılında İngiliz tasarımcı Thomas Newcomen ilk buhar makinasını yaptı.
Daha sonraki yıllarda;
1770 yılında, Joseph Cugnot “ FARDİER “ adını verdiği arabasını yaptı. Bu araba günümüzdeki otomobil ve lokomotiflerin atası sayıldı. Kendisi subay olduğu için topları taşımakta kullandı.
1786 yılında, James Watt buharlı arabasını tasarladı ve bu arabayı öğrencisi Murdack hayata geçirdi. Bu arabada lokomotife benziyordu ve kullanan kişiler için, Fransızca da “ Ateşci “ anlamına gelen “ Chauffeur “ yani “ Şoför “ sözcüğü kullanıldı.
1802 yılında, İngiliz Maden Müh. Richard Trevithich yüksek basınçlı buharla çalışan bir buhar makinası yapıp, bunu ilk buhar lokomotifini hareket ettirmek de kullandı. Attan daha hızlı giden ilk taşıt olan Rocket ise 47 km/s hız yaptı.
1860 yılında Belçikalı Mucit Etienne Lonoir tarafından İlk Gazlı motor icat edildi. İçten yanmalı ve kömür gazı ile çalışan bu motor araba üzerinde de denendi.
1877 yılında Alman Müh. Nikolaus Otto dört zamanlı benzin motorunu yaptı.
1885 yılında Alman Gottlieb Wilhelm Daimler gaz ve petrolle çalışan motorunu yaptı aynı yıl oğlu Paul Daimler ve Maybach “ Reitwagen “ adını verdikleri ilk motorlu aracı yaptılar. Bu araç daha çok motosiklete benziyordu. Daha sonra ki yıllarda dünyanın değişik ülkelerinde otomobil yapımı yaygınlaştı.
1888 yılında Alman Karl Benz’ in eşinin kullandığı otomobili, otomobil tarihinin ilk uzun yolculuğunu gerçekleştirdi.
1800’ li yıllarda çıkardığı gürültü ile köpek ve diğer hayvanları korkuttuğu için adı “ Şeytan Arabası”na çıkan ve her ihtimale karşı arkasında yedek olarak at gezdirilen arabalardan günümüz otomobillerine ulaşmamıza imkan hazırlayan yukarıdaki kişilerin yanı sıra Henry Ford, Henry Royce, Ettore Bugatti, Enzo Ferrari, Kiiçiro Toyota gibi katkı yapanları da şükranla anıyoruz.
(bakınız: hayat, zaman, dünya, korku, şeytan, gerçek, anlam, tarih, arda, araf)
Makine gücü ile çalışan ilk arabaların geçmişi 1600’ lü yıllara kadar uzanır. 1680 yılında Newton Buharlı Makina ile çalışan Arabasını tasarladı ve ilk atsız araba olmasından dolayı bu arabaya “ Kendi kendine gider “ anlamına gelen “ OTOMOBİL “ ismini verdi. 1712 yılında İngiliz tasarımcı Thomas Newcomen ilk buhar makinasını yaptı.
Daha sonraki yıllarda;
1770 yılında, Joseph Cugnot “ FARDİER “ adını verdiği arabasını yaptı. Bu araba günümüzdeki otomobil ve lokomotiflerin atası sayıldı. Kendisi subay olduğu için topları taşımakta kullandı.
1786 yılında, James Watt buharlı arabasını tasarladı ve bu arabayı öğrencisi Murdack hayata geçirdi. Bu arabada lokomotife benziyordu ve kullanan kişiler için, Fransızca da “ Ateşci “ anlamına gelen “ Chauffeur “ yani “ Şoför “ sözcüğü kullanıldı.
1802 yılında, İngiliz Maden Müh. Richard Trevithich yüksek basınçlı buharla çalışan bir buhar makinası yapıp, bunu ilk buhar lokomotifini hareket ettirmek de kullandı. Attan daha hızlı giden ilk taşıt olan Rocket ise 47 km/s hız yaptı.
1860 yılında Belçikalı Mucit Etienne Lonoir tarafından İlk Gazlı motor icat edildi. İçten yanmalı ve kömür gazı ile çalışan bu motor araba üzerinde de denendi.
1877 yılında Alman Müh. Nikolaus Otto dört zamanlı benzin motorunu yaptı.
1885 yılında Alman Gottlieb Wilhelm Daimler gaz ve petrolle çalışan motorunu yaptı aynı yıl oğlu Paul Daimler ve Maybach “ Reitwagen “ adını verdikleri ilk motorlu aracı yaptılar. Bu araç daha çok motosiklete benziyordu. Daha sonra ki yıllarda dünyanın değişik ülkelerinde otomobil yapımı yaygınlaştı.
1888 yılında Alman Karl Benz’ in eşinin kullandığı otomobili, otomobil tarihinin ilk uzun yolculuğunu gerçekleştirdi.
1800’ li yıllarda çıkardığı gürültü ile köpek ve diğer hayvanları korkuttuğu için adı “ Şeytan Arabası”na çıkan ve her ihtimale karşı arkasında yedek olarak at gezdirilen arabalardan günümüz otomobillerine ulaşmamıza imkan hazırlayan yukarıdaki kişilerin yanı sıra Henry Ford, Henry Royce, Ettore Bugatti, Enzo Ferrari, Kiiçiro Toyota gibi katkı yapanları da şükranla anıyoruz.
(bakınız: hayat, zaman, dünya, korku, şeytan, gerçek, anlam, tarih, arda, araf)
Araba alternatiflerinden bazıları
Model arabalarda en çok yaşanan tercih sıkıntısı elektrikli ile patlar motor arasındadır. Aslında en güzeli; tercih yapmayıp, her ikisini de sahip olmaktır ama maliyetleri göz önüne aldığımızda, bir tercih yapma durumunda kalabiliriz. Bu durumda kalacak, yeni başlayacaklar için özetle bu iki temel türün avantaj ve dezavantajlarından bahsetmekte fayda var.
GP araçlar, gerçeğe yakın motor sesi, yağ kokusu, göreceli yüksek sürat isteyen ve buna uygun yeri olanlar için idealdir. Bütün bu güzel ve adrenalin çağrıştıran özellikler beraberinde, kir, yağ, gürültü, temizlik gibi dertleri beraberine getirir. GP sistemlerinin motor dışında ayrı bir yağlama mekanizması sağlamaması, araçlarda kullanılan yakıtların yağ ihtiva etmesini gerektirir. Bu durumda ev içinde çalıştırdığınızda halınız, egzostan çıkan yağ ile kaplanacaktırki pek hoş değil. Halıma bulaşsın dert değil deseniz, bile çıkan gazın yüksek oranda zehirli maddeler içerdiğini de bilmenizde fayda. Aman denemeyin. Aynı zamanda bu artıklar pisste toz ile birleşip motor ve şaseye yapışacaklarından kullanım sonrası iyi bir temizlik gerektirirler. Ama bu temizlik derdi, yukarıda da bahsettiğimiz, ses, koku, sürat en önemlisi adrenalin gibi faydaları ile bu işin aşıklarını durduramaz.
EP Araçların avantaj ve dezavajlarını anlatmaya pek gerek kalmadı aslında. GP'deki gürültü, kir, bakım gibi dertler yoktur. Öte yandan üst sınıf EP araçlar bir çok GP ile boy ölçüşübilecek kadar yüksek hızlara ulaşabilirler ama sessiz ve kokusuz bir şekilde. EP lerdeki en önemli dezavantaj ise pillerdir. Yüksek performanslı motorlar, pilleri çok çabuk bitirebilmektedir. Bu durumda durup pilleri şarj etmeniz veya yedek pilinizi takmanız gerekecektir EP araçların başlangıçta daha düşük maliyetli olması da bir avantaj gibi gözükmektedir. Öte yandan üst sınıf arabalar baktığımızda, yedek piller, şarj cihazı derken maliyet avantajı çok minör seviyeye inmekte hatta ortadan kalkmaktadır.
Model arabalar ile ilgili ilk bölüm yazımın sonuna geldik. Önümüzdeki yazılarda, yukarıda bahsettiğimiz tüm konulara daha yakından bakıp; camber, caster, toe nedir, nasıl ayarlanır, vites oranlarını istediğimiz gibi nasıl kontrol ederiz gibi detaylara gireceğiz.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, herkese kolay gelsin..
GP araçlar, gerçeğe yakın motor sesi, yağ kokusu, göreceli yüksek sürat isteyen ve buna uygun yeri olanlar için idealdir. Bütün bu güzel ve adrenalin çağrıştıran özellikler beraberinde, kir, yağ, gürültü, temizlik gibi dertleri beraberine getirir. GP sistemlerinin motor dışında ayrı bir yağlama mekanizması sağlamaması, araçlarda kullanılan yakıtların yağ ihtiva etmesini gerektirir. Bu durumda ev içinde çalıştırdığınızda halınız, egzostan çıkan yağ ile kaplanacaktırki pek hoş değil. Halıma bulaşsın dert değil deseniz, bile çıkan gazın yüksek oranda zehirli maddeler içerdiğini de bilmenizde fayda. Aman denemeyin. Aynı zamanda bu artıklar pisste toz ile birleşip motor ve şaseye yapışacaklarından kullanım sonrası iyi bir temizlik gerektirirler. Ama bu temizlik derdi, yukarıda da bahsettiğimiz, ses, koku, sürat en önemlisi adrenalin gibi faydaları ile bu işin aşıklarını durduramaz.
EP Araçların avantaj ve dezavajlarını anlatmaya pek gerek kalmadı aslında. GP'deki gürültü, kir, bakım gibi dertler yoktur. Öte yandan üst sınıf EP araçlar bir çok GP ile boy ölçüşübilecek kadar yüksek hızlara ulaşabilirler ama sessiz ve kokusuz bir şekilde. EP lerdeki en önemli dezavantaj ise pillerdir. Yüksek performanslı motorlar, pilleri çok çabuk bitirebilmektedir. Bu durumda durup pilleri şarj etmeniz veya yedek pilinizi takmanız gerekecektir EP araçların başlangıçta daha düşük maliyetli olması da bir avantaj gibi gözükmektedir. Öte yandan üst sınıf arabalar baktığımızda, yedek piller, şarj cihazı derken maliyet avantajı çok minör seviyeye inmekte hatta ortadan kalkmaktadır.
Model arabalar ile ilgili ilk bölüm yazımın sonuna geldik. Önümüzdeki yazılarda, yukarıda bahsettiğimiz tüm konulara daha yakından bakıp; camber, caster, toe nedir, nasıl ayarlanır, vites oranlarını istediğimiz gibi nasıl kontrol ederiz gibi detaylara gireceğiz.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, herkese kolay gelsin..
RC Arabalar nedir, özellikleri ve tipleri?
Bu yazıda RC arabaların özet bir tanıtımı yapılmaya çalışıldı. Oyuncak arabalardan farkları nedir, ne türleri ve ölçekleri vardır, elektrikli yakıtlı ayrımı konuları bu yazıda bulabilirsiniz.
Model arabaların ayar kavramları, gerçek arabalarla birebir aynı detay ve kavramlara sahiptir. Motor, süspansiyon, transmisyon gibi temel performans ayarlarının hepsi model arabalarda da mevcuttur. Zaten model arabaları, oyuncak uzaktan kumandalı araçlardan ayıran en önemli özellikler de bunlardır. Bu yazımızın ilk yazı olması nedeniyle öncelikle model arabaları, oyuncak uzaktan kumandalı arabalardan ayıran özelliklere kısaca bakmakta fayda var.
Bir araca model arabadır demek için, hemfikir kalınmış veya bir kurul tarafından deklare edilmiş bir özellikler listesi bulunmamaktadır. Bu sebeple bu özellikleri kullanmakta olduğumuz model arabalarda bulunan ancak oyuncakçılardan aldıklarmızda bulamayacağımız özelliklerini listelemek yanlış olmayacaktır.
Model arabalarda motor şeçenekleri çokludur. Gerek elektrikli gerekse yakıtlı araçlarda kullanabileceğimiz hatta, yarış koşullarına göre değiştirebileceğimiz onlarca motor seçeneği vardır. Bu motorlar ürettikleri güç bakımından farklı oldukları gibi, aynı güce sahip motorların, torque ve max rpm değerlerine göre de varyantları bulunabilir. Ayrıca model arabalar tek vites veya çoklu vites olsun hemen hepsi differansiyellere sahiptir. Dişli oranları ile oynamak mümkündür. Bu sayede ivemelenme ve son sürat arasındaki denge, pist koşullarına göre saptanabilir. Bu aktarım organlarında gerçek arabalarda da kullanılan bevel-gear sisteminin dışında, tekyollu, bilyalı gibi alternatif seçeneklerde vardır. Bu sayede ön arka çekiş kontrolü, virajlarda aracın tepkileri, yarışçının isteklerine göre ayarlanabilir. Model arabalarda toe, camber, caster gibi değerlerin biri veya hepsi ayarlanabilir. Süspansiyon açıları, yay sertlikleri ve iç yağlarının akışkanlıkları seçeneklidir. Bunlar yarış ve pist koşullarına göre değiştirilebilirler. Ayrıca EPA (End Point Adjustment), DR (Dual Rate) gibi ayarlar ile ön tekerleklerin dönebileceği maksimum açı ve yön değiştirme hızları ayarlanarak, konrol üzerinde hassas ayarlamalar yapmak mümkündür.
Yukarıda da gözlemleyebileceğimiz gibi model arabalar, neredeyse gerçek bir yarış arabasının, ihtiyaç duyabilceği tüm ayarlamalara sahiptir. Model arabalar, bu yarış tekniği özelliklerinin dışında, radyo kontrol ile ilgili de bir çok farklılık gösterirler. Örneğin oyuncakçılardan alabileceğim araçlar 1-2 frekansta çalışırken, model arabalarda kullandığımız dararalıklı (Narrowband) radyo kontrol cihazları sayesinde aynı ondan fazla araba aynı anda yarışabilir. Ayrıca üzerlerindeki kristallerin değiştirilebilir olması, frekans çakışmalarını da önler. Hatta üst seviye radyo kontol cihazlarında firenleme sırasıda ABS gibi özellikler dahi mevcuttur.
Model arabalarda kullanılan Lexan malzemesinden yapılmış ve şeffaf kasalar önemli bir avantajdır. Çok sağlam ve esnek bir malzeme olan lexan gövdeler, çoğunlukla şeffaf olarak satışa sunulmaktadır. Bu şekilde, model sahibi arabasını istediği renk ve desene boyayabilmektedir. Bu boyama işlemi, 1-2 renk ile çok basit bir şekilde, artistik yeteneğe gerek kalmadan yapılabilmektedir.
Model arabalarla ilgili enson anlatacağım ama belki de en keyif verici konulardan birisi, yıllarca çalışabilmelidir. Çünkü en küçük vidasına kadar tüm standart ve modifiye parçalar, yedek parça olarak bulunabilmektedir. Bir dişlinin sıyırması, kayışın kopması, rulmanın dağılması gibi durumlarda aynı gerçek arabalarda olduğu gibi gerekli yedek parça değişimi ile aracımız yoluna devam edecektir.
Peki model arabaların türleri nelerdir? Model arabalar enerji kaynaklarına olarak iki sınıfa ayrılır, patlar motorlu olanlar ve elektrikliler. Bu iki sınıf kısaca EP (Electric Powered) ve GP (Glow Powered) olarak ifade edilir. Aynı şekilde kullanım alanlarına göre de on-road ve off-road olmak üzere ikiye ayrılırlar. En son temel sınıflama da ölçek bazındadır. 1/5'den başlayıp 1/24'e kadar model araba sınıfına giren araçlar mevcuttur. En yaygın olarak kullanılan ölçek ise 1/10'dur. 1/8 ölçekli araçlar da yurt dışında yaygın olarak kullanılmaktadır. Tabi bunu dışında model arabaları kullanım amaç ve yerlerine göre de tasnif edebiliriz; off-road ve on road gibi. F1, Nascar veya standart sedan görünüm ve mekanizmalı sürat canavarları varken, aynı zamanda buggy, monster truck gibi çok keyifli model arabalar da mevcuttur.
Model arabaların ayar kavramları, gerçek arabalarla birebir aynı detay ve kavramlara sahiptir. Motor, süspansiyon, transmisyon gibi temel performans ayarlarının hepsi model arabalarda da mevcuttur. Zaten model arabaları, oyuncak uzaktan kumandalı araçlardan ayıran en önemli özellikler de bunlardır. Bu yazımızın ilk yazı olması nedeniyle öncelikle model arabaları, oyuncak uzaktan kumandalı arabalardan ayıran özelliklere kısaca bakmakta fayda var.
Bir araca model arabadır demek için, hemfikir kalınmış veya bir kurul tarafından deklare edilmiş bir özellikler listesi bulunmamaktadır. Bu sebeple bu özellikleri kullanmakta olduğumuz model arabalarda bulunan ancak oyuncakçılardan aldıklarmızda bulamayacağımız özelliklerini listelemek yanlış olmayacaktır.
Model arabalarda motor şeçenekleri çokludur. Gerek elektrikli gerekse yakıtlı araçlarda kullanabileceğimiz hatta, yarış koşullarına göre değiştirebileceğimiz onlarca motor seçeneği vardır. Bu motorlar ürettikleri güç bakımından farklı oldukları gibi, aynı güce sahip motorların, torque ve max rpm değerlerine göre de varyantları bulunabilir. Ayrıca model arabalar tek vites veya çoklu vites olsun hemen hepsi differansiyellere sahiptir. Dişli oranları ile oynamak mümkündür. Bu sayede ivemelenme ve son sürat arasındaki denge, pist koşullarına göre saptanabilir. Bu aktarım organlarında gerçek arabalarda da kullanılan bevel-gear sisteminin dışında, tekyollu, bilyalı gibi alternatif seçeneklerde vardır. Bu sayede ön arka çekiş kontrolü, virajlarda aracın tepkileri, yarışçının isteklerine göre ayarlanabilir. Model arabalarda toe, camber, caster gibi değerlerin biri veya hepsi ayarlanabilir. Süspansiyon açıları, yay sertlikleri ve iç yağlarının akışkanlıkları seçeneklidir. Bunlar yarış ve pist koşullarına göre değiştirilebilirler. Ayrıca EPA (End Point Adjustment), DR (Dual Rate) gibi ayarlar ile ön tekerleklerin dönebileceği maksimum açı ve yön değiştirme hızları ayarlanarak, konrol üzerinde hassas ayarlamalar yapmak mümkündür.
Yukarıda da gözlemleyebileceğimiz gibi model arabalar, neredeyse gerçek bir yarış arabasının, ihtiyaç duyabilceği tüm ayarlamalara sahiptir. Model arabalar, bu yarış tekniği özelliklerinin dışında, radyo kontrol ile ilgili de bir çok farklılık gösterirler. Örneğin oyuncakçılardan alabileceğim araçlar 1-2 frekansta çalışırken, model arabalarda kullandığımız dararalıklı (Narrowband) radyo kontrol cihazları sayesinde aynı ondan fazla araba aynı anda yarışabilir. Ayrıca üzerlerindeki kristallerin değiştirilebilir olması, frekans çakışmalarını da önler. Hatta üst seviye radyo kontol cihazlarında firenleme sırasıda ABS gibi özellikler dahi mevcuttur.
Model arabalarda kullanılan Lexan malzemesinden yapılmış ve şeffaf kasalar önemli bir avantajdır. Çok sağlam ve esnek bir malzeme olan lexan gövdeler, çoğunlukla şeffaf olarak satışa sunulmaktadır. Bu şekilde, model sahibi arabasını istediği renk ve desene boyayabilmektedir. Bu boyama işlemi, 1-2 renk ile çok basit bir şekilde, artistik yeteneğe gerek kalmadan yapılabilmektedir.
Model arabalarla ilgili enson anlatacağım ama belki de en keyif verici konulardan birisi, yıllarca çalışabilmelidir. Çünkü en küçük vidasına kadar tüm standart ve modifiye parçalar, yedek parça olarak bulunabilmektedir. Bir dişlinin sıyırması, kayışın kopması, rulmanın dağılması gibi durumlarda aynı gerçek arabalarda olduğu gibi gerekli yedek parça değişimi ile aracımız yoluna devam edecektir.
Peki model arabaların türleri nelerdir? Model arabalar enerji kaynaklarına olarak iki sınıfa ayrılır, patlar motorlu olanlar ve elektrikliler. Bu iki sınıf kısaca EP (Electric Powered) ve GP (Glow Powered) olarak ifade edilir. Aynı şekilde kullanım alanlarına göre de on-road ve off-road olmak üzere ikiye ayrılırlar. En son temel sınıflama da ölçek bazındadır. 1/5'den başlayıp 1/24'e kadar model araba sınıfına giren araçlar mevcuttur. En yaygın olarak kullanılan ölçek ise 1/10'dur. 1/8 ölçekli araçlar da yurt dışında yaygın olarak kullanılmaktadır. Tabi bunu dışında model arabaları kullanım amaç ve yerlerine göre de tasnif edebiliriz; off-road ve on road gibi. F1, Nascar veya standart sedan görünüm ve mekanizmalı sürat canavarları varken, aynı zamanda buggy, monster truck gibi çok keyifli model arabalar da mevcuttur.
çarpışan otolar
Çarpışan araba ya da çarpışan oto eğlence parklarında, lunaparklarda düz bir zemin üzerinde kullanıcı kontrolü ile hareket eden elektrikli eğlence araçlarıdır. Güçlerini kendilerine ayrılan alanının üst bölümünü kaplayan, içinden elektrik akımı geçen tel ızgaralardan alır ve her tur bitiminde denetmenin elektrik akımını kesmesiyle durur.
Çarpışan arabaların hareket ettiği pist genelde dikdörtgen ya da oval biçimde olur ve zemini metal kaplıdır. Çoğu zaman yerlere sürtünmeyi azaltmak için grafit serpilir. Güçlü bir tampon arabanın çevresini sarar ve sürücüler tur süresince pistteki diğer araçlara çarpmaya çalışırlar. Aracın kontrolü genelde hızı vermeye ve kesmeye yarayan iki pedal ve yön değiştirmek için kullanılan bir direksiyon ile yapılır.
1920'ler ile 1950'li yıllar arasında en parlak dönemlerini yaşayan çarpışan arabaları üreten en önemli iki marka Dodgem ve Lusse Brothers'dir. Hatta yurt dışında bu eğlence araçları Dodgem adı ile bilinir. Çarpışan arabaların daha gelişmiş modelleri, 1960 yılında hem havada hem karada gidebilen ve yetkililerin uçan tabak adı verdiği araçlar olmuştur. İlk kez Disneyland'da görücüye çıkan bu araçta teknik yanlışlıkların varlığı tespit edilince oyuncaklar bir kaç yıl içinde kaldırıldı.
Çarpışan arabaların hareket ettiği pist genelde dikdörtgen ya da oval biçimde olur ve zemini metal kaplıdır. Çoğu zaman yerlere sürtünmeyi azaltmak için grafit serpilir. Güçlü bir tampon arabanın çevresini sarar ve sürücüler tur süresince pistteki diğer araçlara çarpmaya çalışırlar. Aracın kontrolü genelde hızı vermeye ve kesmeye yarayan iki pedal ve yön değiştirmek için kullanılan bir direksiyon ile yapılır.
1920'ler ile 1950'li yıllar arasında en parlak dönemlerini yaşayan çarpışan arabaları üreten en önemli iki marka Dodgem ve Lusse Brothers'dir. Hatta yurt dışında bu eğlence araçları Dodgem adı ile bilinir. Çarpışan arabaların daha gelişmiş modelleri, 1960 yılında hem havada hem karada gidebilen ve yetkililerin uçan tabak adı verdiği araçlar olmuştur. İlk kez Disneyland'da görücüye çıkan bu araçta teknik yanlışlıkların varlığı tespit edilince oyuncaklar bir kaç yıl içinde kaldırıldı.
RC otolar
Modelcinin ilgilendiği alana ve zevkine yönelik bir çok çeşit model araba bulunmaktadır.
Araçlar genel olarak kullandıkları enerji kaynağına göre EP (Electric Powered) yani elektrikli ve GP (Gas Powered) yakıtlı olarak iki çeşide ayrılıyor. Bunun yanı sıra kullanıldığı kategoriye göre On-road, Off-road gibi iki ana başlık altında toplanıyorlar. Bu başlıklar altındada araçlar cinslerine ve ölçeklerine göre bir çok sınıfa ayrılıyorlar.
Kit modelleri kendiniz veya arkadaşlarınızla montajını yapabilmektesiniz veya satıcı firmanın bilgili elemanları ile yapabilirsiniz. İlk başlarda Rc arabalar biraz pahalı gibi görünebilirler ancak oyuncaklara göre daha dayanıklı ve hızlıdırlar.
Aynı zamanda kit model arabalarınızı tamir edebilirsiniz ki bu, oyuncak kumandalı arabalarda imkansızdır. Kit modellerin tamiride çok düşük fiyatlarda olmaktadır. Yedek parça her zaman imalatçıların sunduğu ilave hizmet olmaktadır. Kit model arabaları istendiği zaman güçlendirilebilmekte (tuning) hızını arttırmaya ve görünüme yönelik seçenekler olabilmektedir. Kit model arabalarda, araba kaporta alternatifi çoktur yani ister touring tipi, ister rally tipi, ister klasik tip araba kaportalari kullanılabilmektedir. Bu da kit model imalatçıların sunduğu seçeneklerdir.
Rc kit model arabaları güç tahrik tipi olarak ikiye ayrılırlar:
1) Nitro metanol yakıtla çalışan motorlu kit model arabalar (kısaca GP = Gas Power, yani benzinli)
2) Akü ile çalışan kit model arabalar
(kısaca EP = Electric Power, yani elektrikli)
Rc kit modellerinde hem benzinli hemde elektriklilerin kendine özgü ekipmanları vardır ve bunları araba şasinin üzerine monte edilerek kullanılmaktadır. Kısaca; benzinlilerde tek silindirli değişik beygir gücünde (genelde 0,6 - 2,5 HP gibi) bu motorun karbüratörünü açıp kapayan servo ünitelerini (servo = mini redüktör görevi gören komuta edilen ünite) ön tekerlekleri sağ/sola çeviren diğer servoyu ve bu servoları besleyen pil grubu ile yakıt deposu, bunun dışında kumandadan gelen komutları servolara yönelten reciever (alıcı ) ünitesi araba şasisine monte edilmektedir. Aynı zamanda modifiye egzost (tuned pipe) kullanılarak motorda rezonans elde edilerek ses izolasyonu yapılmış olur, bunun aynı zamanda %10 gibi oranla hıza katkısı vardır. Benzinlilerde 4x4 kayış tahrikli veya şaft tahrikli hareket aktarım düzeneği seçeneklidir. Aynı zamanda çift ve üç vites seçenekleride mevcuttur. Profesyonel kit modellerde ekipman seçenekleride dahada artmaktadır. Elektriklilerde yine 4x4 hareket aktarımını kayış veya şaft ile olabilmektedir, bu seçenekler her imalatçı tarafından sunulmuştur.
Elektriklinin şaside elektrik motoru ki bunlar değişik bobin sarımlarında olmakta ve hız/tork güçleride buna paralel değişiklik göstermektedir, ayrıca bu motora gerekli amper akımı ile pilden aldığı elektrik voltajını gönderen Speed Control (yani hız kontrol) ünitesi montelidir. Bunun yanında yine ön tekerleri sağa/sola çeviren servo ünitesi, kumandadan komutlari alip servo ve speed control ünitesine yönlendiren reciever da montelidir, tabi gücü aldığı 7.2V aküde öyle. Elektriklilerde en önemli ünite speed control 'dur, bunlar mekanik ve elektronik olarak iki tipe ayrılır. Mekanik olanlar daha çok yeni başlayanlar için ve düşük güçteki motorlar içindir. Elektronik speed control üniteleri (yani ESC) yüksek performans motorları destekler ve genelde ileri seviye rc kit model arabalar ile uğraşanların tercih ettiği ünitedir. Bunun yanında elektrik motorlarida Stock motor ve Tuning motor olarak ikiye ayrılırlar. Stock motorlar genelde arazi tipi kit modellerde kullanılan tork gücü yüksek motorlardır, Tuning motorlarda el sarımı bobinli ve makine sarım bobinli olarak iki grupta yer alırlar, el sarımı olanlar rotorları balanslanmış olduğundan yüksek hız imkanını daha iyi vermektedir. Makine sarımı olan bobinli rotorlarda yüksek hız daha düşüktür ama motor ömrü uzundur.
Benzinli kit modellerde ebatlandırma vardır : 1/5 , 1/8 ve 1/10 yani gerçeğinin 5 kere küçültülmüşü 8 kere küçültülmüşü ve 10 kere küçültülmüşü. Boyları cm olarak 1/5 = 70-80 cm, 1/8 = 60-70 cm ve 1/10 = 35-50 cm arasında değişebilmektedir. Bunlar yine imalatçıların kendi ölçü standartlarına göre olmaktadır. Genelde kullanılan ve uluslararası yarışlarda kullanılan ebatlar 1/8 ile 1/10 'dur. 1/8 deki motor ve ekipmanı daha güçlüdür.
Elektriklilerde genel olarak 1/10 ve 1/12 ebatları mevcuttur. 1/10 'nun boyu benzinlideki gibidir. 1/12 ise 20-40 cm arasi boyunda olmaktadır.
Benzinli ve elektrikli kit modellerde kullanılan tekerlek, jant, rulman, vs. ekipmanlar yine kullanıcıların seçeneklerine sunulmuş çok değişkenli ürünler olarak mevcuttur.
Hem benzinlide hemde elektrikli kit modellerin gövde yani şasileri ile teker salıncak,
differansiyel , aksı tutan sehpalar değişik alaşımlı malzemelerden imal edilerek kit model araba kullananlara sunulmaktadır. Genelde yüksek teknoloji kompozit veya metal alaşım malzemeler kullanılmaktadır. Bu da radyo kontrollu kit model arabaları oyuncak olmaktan çıkarmaktadır.
Araçlar genel olarak kullandıkları enerji kaynağına göre EP (Electric Powered) yani elektrikli ve GP (Gas Powered) yakıtlı olarak iki çeşide ayrılıyor. Bunun yanı sıra kullanıldığı kategoriye göre On-road, Off-road gibi iki ana başlık altında toplanıyorlar. Bu başlıklar altındada araçlar cinslerine ve ölçeklerine göre bir çok sınıfa ayrılıyorlar.
Kit modelleri kendiniz veya arkadaşlarınızla montajını yapabilmektesiniz veya satıcı firmanın bilgili elemanları ile yapabilirsiniz. İlk başlarda Rc arabalar biraz pahalı gibi görünebilirler ancak oyuncaklara göre daha dayanıklı ve hızlıdırlar.
Aynı zamanda kit model arabalarınızı tamir edebilirsiniz ki bu, oyuncak kumandalı arabalarda imkansızdır. Kit modellerin tamiride çok düşük fiyatlarda olmaktadır. Yedek parça her zaman imalatçıların sunduğu ilave hizmet olmaktadır. Kit model arabaları istendiği zaman güçlendirilebilmekte (tuning) hızını arttırmaya ve görünüme yönelik seçenekler olabilmektedir. Kit model arabalarda, araba kaporta alternatifi çoktur yani ister touring tipi, ister rally tipi, ister klasik tip araba kaportalari kullanılabilmektedir. Bu da kit model imalatçıların sunduğu seçeneklerdir.
Rc kit model arabaları güç tahrik tipi olarak ikiye ayrılırlar:
1) Nitro metanol yakıtla çalışan motorlu kit model arabalar (kısaca GP = Gas Power, yani benzinli)
2) Akü ile çalışan kit model arabalar
(kısaca EP = Electric Power, yani elektrikli)
Rc kit modellerinde hem benzinli hemde elektriklilerin kendine özgü ekipmanları vardır ve bunları araba şasinin üzerine monte edilerek kullanılmaktadır. Kısaca; benzinlilerde tek silindirli değişik beygir gücünde (genelde 0,6 - 2,5 HP gibi) bu motorun karbüratörünü açıp kapayan servo ünitelerini (servo = mini redüktör görevi gören komuta edilen ünite) ön tekerlekleri sağ/sola çeviren diğer servoyu ve bu servoları besleyen pil grubu ile yakıt deposu, bunun dışında kumandadan gelen komutları servolara yönelten reciever (alıcı ) ünitesi araba şasisine monte edilmektedir. Aynı zamanda modifiye egzost (tuned pipe) kullanılarak motorda rezonans elde edilerek ses izolasyonu yapılmış olur, bunun aynı zamanda %10 gibi oranla hıza katkısı vardır. Benzinlilerde 4x4 kayış tahrikli veya şaft tahrikli hareket aktarım düzeneği seçeneklidir. Aynı zamanda çift ve üç vites seçenekleride mevcuttur. Profesyonel kit modellerde ekipman seçenekleride dahada artmaktadır. Elektriklilerde yine 4x4 hareket aktarımını kayış veya şaft ile olabilmektedir, bu seçenekler her imalatçı tarafından sunulmuştur.
Elektriklinin şaside elektrik motoru ki bunlar değişik bobin sarımlarında olmakta ve hız/tork güçleride buna paralel değişiklik göstermektedir, ayrıca bu motora gerekli amper akımı ile pilden aldığı elektrik voltajını gönderen Speed Control (yani hız kontrol) ünitesi montelidir. Bunun yanında yine ön tekerleri sağa/sola çeviren servo ünitesi, kumandadan komutlari alip servo ve speed control ünitesine yönlendiren reciever da montelidir, tabi gücü aldığı 7.2V aküde öyle. Elektriklilerde en önemli ünite speed control 'dur, bunlar mekanik ve elektronik olarak iki tipe ayrılır. Mekanik olanlar daha çok yeni başlayanlar için ve düşük güçteki motorlar içindir. Elektronik speed control üniteleri (yani ESC) yüksek performans motorları destekler ve genelde ileri seviye rc kit model arabalar ile uğraşanların tercih ettiği ünitedir. Bunun yanında elektrik motorlarida Stock motor ve Tuning motor olarak ikiye ayrılırlar. Stock motorlar genelde arazi tipi kit modellerde kullanılan tork gücü yüksek motorlardır, Tuning motorlarda el sarımı bobinli ve makine sarım bobinli olarak iki grupta yer alırlar, el sarımı olanlar rotorları balanslanmış olduğundan yüksek hız imkanını daha iyi vermektedir. Makine sarımı olan bobinli rotorlarda yüksek hız daha düşüktür ama motor ömrü uzundur.
Benzinli kit modellerde ebatlandırma vardır : 1/5 , 1/8 ve 1/10 yani gerçeğinin 5 kere küçültülmüşü 8 kere küçültülmüşü ve 10 kere küçültülmüşü. Boyları cm olarak 1/5 = 70-80 cm, 1/8 = 60-70 cm ve 1/10 = 35-50 cm arasında değişebilmektedir. Bunlar yine imalatçıların kendi ölçü standartlarına göre olmaktadır. Genelde kullanılan ve uluslararası yarışlarda kullanılan ebatlar 1/8 ile 1/10 'dur. 1/8 deki motor ve ekipmanı daha güçlüdür.
Elektriklilerde genel olarak 1/10 ve 1/12 ebatları mevcuttur. 1/10 'nun boyu benzinlideki gibidir. 1/12 ise 20-40 cm arasi boyunda olmaktadır.
Benzinli ve elektrikli kit modellerde kullanılan tekerlek, jant, rulman, vs. ekipmanlar yine kullanıcıların seçeneklerine sunulmuş çok değişkenli ürünler olarak mevcuttur.
Hem benzinlide hemde elektrikli kit modellerin gövde yani şasileri ile teker salıncak,
differansiyel , aksı tutan sehpalar değişik alaşımlı malzemelerden imal edilerek kit model araba kullananlara sunulmaktadır. Genelde yüksek teknoloji kompozit veya metal alaşım malzemeler kullanılmaktadır. Bu da radyo kontrollu kit model arabaları oyuncak olmaktan çıkarmaktadır.
Taşıt üretimi 2007'de 1 milyonu aştı:haber
Taşıt üretimi, iç pazarda yaşanan daralmaya karşın artan ihracat desteğiyle 2007'de de artışını sürdürerek 1 milyon adeti aştı.
Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) verilerine göre, taşıt araçları üretimi 2007'de bir önceki yıla göre yüzde 11.3'lük artışla 1 milyon 99 bin 414 adete ulaştı. Söz konusu sayıya traktörler de dahil edildiğinde toplam üretimin yüzde 10'luk artışla 1 milyon 132 bin 932 olarak gerçekleştiği belirlendi. Geçen yıl otomobil üretimi yüzde 16.3'lük artışla 634 bin 883, kamyonet üretimi yüzde 6 artışla 391 bin 737, minibüs üretimi yüzde 6 artışla 21 bin 999, midibüs üretimi yüzde 13'lük artışla 9 bin 305'e, otobüs üretimi de yüzde 15 artışla 6 bin 946'ya ulaştı.
Buna karşılık traktör üretimi yüzde 14 azalarak 33 bin 518, büyük kamyon üretimi de yüzde 5 oranında azalarak 28 bin 388, küçük kamyon üretimi yüzde 14 azalarak 6 bin 156 oldu.
İHRACAT TUTARINDA YÜZDE 34'LÜK ARTIŞ
İhracat tutarı, geçen yıl 2006 yılına göre yüzde 34 artarak, 19 milyar 270.5 milyon dolara ulaştı. Türkiye ihracatında 2007 yılında da birinci sırada gelen sektörün, toplam ihracattaki payı yüzde 20.1 olarak gerçekleşti.
Türkiye’nin 2007 yılında toplam taşıt aracı ihracatı adet bazında da yüzde 17.8 artarak 820 bin 360 oldu. Geçen yıl otomobil ihracatı yüzde 17.2 artarak 504 bin 353'e, ticari araç ihracatı yüzde 19'luk artışla 316 bine yükseldi. Traktör ihracatı ise yüzde 2'lik azalışla 9 bin 509'a düştü.
YURT İÇİ SATIŞLARDA YÜZDE 4.2'LİK DÜŞÜŞ
2006 yılında 669 bin 604 adet olan yurt içinde toplam taşıt aracı satışları geçen yıl yüzde 4.2 gerileyerek, 641 bin 315 adede düştü. Bunun 357 bin 465'ini otomobiller oluşturdu. Geçen yıl otomobil satışlarında da yüzde 4.2'lik düşüş yaşandı.
OTOMOBİL İHRACATI ARALIK'TA GERİLEDİ
Taşıt ihracatı Aralık ayında ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 7.2'lik artışla 73 bin adete çıkarken, otomobil ihracatı ise yüzde 2.7 azalarak 44 bin 173 adete geriledi.
Yılın son ayında toplam taşıt araçları üretimi yüzde 20.6 artarak 102 bin 347'ye, otomobil üretimi de yüzde 23'lük artışla 55 bin 991'e yükseldi.
Aralık ayında taşıt aracı satışları yüzde 28.7 artarak 106 bin 950'ye, bu kapsamda otomobil satışları yüzde 33.2 artarak 61 bin 745'e çıktı.
Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) verilerine göre, taşıt araçları üretimi 2007'de bir önceki yıla göre yüzde 11.3'lük artışla 1 milyon 99 bin 414 adete ulaştı. Söz konusu sayıya traktörler de dahil edildiğinde toplam üretimin yüzde 10'luk artışla 1 milyon 132 bin 932 olarak gerçekleştiği belirlendi. Geçen yıl otomobil üretimi yüzde 16.3'lük artışla 634 bin 883, kamyonet üretimi yüzde 6 artışla 391 bin 737, minibüs üretimi yüzde 6 artışla 21 bin 999, midibüs üretimi yüzde 13'lük artışla 9 bin 305'e, otobüs üretimi de yüzde 15 artışla 6 bin 946'ya ulaştı.
Buna karşılık traktör üretimi yüzde 14 azalarak 33 bin 518, büyük kamyon üretimi de yüzde 5 oranında azalarak 28 bin 388, küçük kamyon üretimi yüzde 14 azalarak 6 bin 156 oldu.
İHRACAT TUTARINDA YÜZDE 34'LÜK ARTIŞ
İhracat tutarı, geçen yıl 2006 yılına göre yüzde 34 artarak, 19 milyar 270.5 milyon dolara ulaştı. Türkiye ihracatında 2007 yılında da birinci sırada gelen sektörün, toplam ihracattaki payı yüzde 20.1 olarak gerçekleşti.
Türkiye’nin 2007 yılında toplam taşıt aracı ihracatı adet bazında da yüzde 17.8 artarak 820 bin 360 oldu. Geçen yıl otomobil ihracatı yüzde 17.2 artarak 504 bin 353'e, ticari araç ihracatı yüzde 19'luk artışla 316 bine yükseldi. Traktör ihracatı ise yüzde 2'lik azalışla 9 bin 509'a düştü.
YURT İÇİ SATIŞLARDA YÜZDE 4.2'LİK DÜŞÜŞ
2006 yılında 669 bin 604 adet olan yurt içinde toplam taşıt aracı satışları geçen yıl yüzde 4.2 gerileyerek, 641 bin 315 adede düştü. Bunun 357 bin 465'ini otomobiller oluşturdu. Geçen yıl otomobil satışlarında da yüzde 4.2'lik düşüş yaşandı.
OTOMOBİL İHRACATI ARALIK'TA GERİLEDİ
Taşıt ihracatı Aralık ayında ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 7.2'lik artışla 73 bin adete çıkarken, otomobil ihracatı ise yüzde 2.7 azalarak 44 bin 173 adete geriledi.
Yılın son ayında toplam taşıt araçları üretimi yüzde 20.6 artarak 102 bin 347'ye, otomobil üretimi de yüzde 23'lük artışla 55 bin 991'e yükseldi.
Aralık ayında taşıt aracı satışları yüzde 28.7 artarak 106 bin 950'ye, bu kapsamda otomobil satışları yüzde 33.2 artarak 61 bin 745'e çıktı.
İkinci el otoda yaprak kımıldamıyor
İSTANBUL (İHA) - Bankların sıfır kilometre araçlar için müşterilerine sunduğu fırsat ve kampanyalar ikinci ol araç pazarını olumsuz yönde etkiliyor.
Bankaların sıfır kilometre araçlar için müşterilerine sunduğu imkan ve fırsatlar ikinci el araç satan oto galericileri sıkıntıya sokuyor. Vatandaşların düşük krediyle sıfır kilometre araca yönelmesi ve ikinci el araçları arka plana atması, esnafı kepenk kapatmaya zorluyor. Satışlarının her geçen gün düştüğünü belirten galericiler, uygun fiyat olanları sunmalarına rağmen müşterilerin ikinci el otomobile olan taleplerinin az olduğunu söyledi. İkinci el otomobil fiyatlarının sıfır kilometre araçlara göre
yüzde elli oranında ucuz olduğunu belirten esnaf, vatandaşların buna rağmen ikinci el araçlara yönelmediğini söyledi.
Oto galerici Hasan Bayrakçı, "Vatandaşlar kredi tuzaklarına düşerek sıfır kilometre otomobil için kredi alıyorlar. Aynı modelin bir yaşındaki fiyatı pazarlarda 25 bin YTL. Krediyle vatandaş aynı aracı 45-50 bin YTL'ye alıyor. Her ne kadar sıfır araç kullanmak vatandaşlara cazip gelse de bu yüzden maddi olarak zor duruma düşüyorlar" dedi.
Başka bir oto galerici Sırrı Yavuz, "Kampanyalar orta gelirli vatandaş için adeta bir tuzak. İkinci el piyasada kendilerine uygun bir çok araç bulabilirler. Biz esnaf olarak vatandaşın, fahiş fiyatla bankalara teslim olmalarını istemiyoruz" diye konuştu.
İşlerinin her geçen gün kötü gittiğini dile getiren esnaf, bir çok galericinin kepenk kapatmak üzere olduklarını söyledi.
Bankaların sıfır kilometre araçlar için müşterilerine sunduğu imkan ve fırsatlar ikinci el araç satan oto galericileri sıkıntıya sokuyor. Vatandaşların düşük krediyle sıfır kilometre araca yönelmesi ve ikinci el araçları arka plana atması, esnafı kepenk kapatmaya zorluyor. Satışlarının her geçen gün düştüğünü belirten galericiler, uygun fiyat olanları sunmalarına rağmen müşterilerin ikinci el otomobile olan taleplerinin az olduğunu söyledi. İkinci el otomobil fiyatlarının sıfır kilometre araçlara göre
yüzde elli oranında ucuz olduğunu belirten esnaf, vatandaşların buna rağmen ikinci el araçlara yönelmediğini söyledi.
Oto galerici Hasan Bayrakçı, "Vatandaşlar kredi tuzaklarına düşerek sıfır kilometre otomobil için kredi alıyorlar. Aynı modelin bir yaşındaki fiyatı pazarlarda 25 bin YTL. Krediyle vatandaş aynı aracı 45-50 bin YTL'ye alıyor. Her ne kadar sıfır araç kullanmak vatandaşlara cazip gelse de bu yüzden maddi olarak zor duruma düşüyorlar" dedi.
Başka bir oto galerici Sırrı Yavuz, "Kampanyalar orta gelirli vatandaş için adeta bir tuzak. İkinci el piyasada kendilerine uygun bir çok araç bulabilirler. Biz esnaf olarak vatandaşın, fahiş fiyatla bankalara teslim olmalarını istemiyoruz" diye konuştu.
İşlerinin her geçen gün kötü gittiğini dile getiren esnaf, bir çok galericinin kepenk kapatmak üzere olduklarını söyledi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)